|
10 - İSMAİL ALEYHİSSELAM
Bıçağı yanaştırdı
(Annem, benim kokumu, bu
gömleğimden alsın.
Benim için, pek fazla
üzülüp ağlamasın.
De ki: O, senin için,
şefaatçı olarak,
Gitti Hak teâlâya, bir
emrine uyarak.
O, kıyamet gününde,
Rabbimden seni diler.
Ve ümit edilir ki, Allah da
kabul eder.
Altıncı vasiyetim, benim
yaşta bir oğlan,
Görürsen her nerede,
hatırla beni o an.)
Dinledi Halilullah oğlundan
bu sözleri.
Ağlayıp, yaşla doldu o
mübarek gözleri.
Sonra dua eyledi el açıp
Yaradan’a:
(Bu halimden dolayı, ya
Rabbi acı bana.
Bana acımıyorsan günahım
sebebiyle,
Merhamet et bu temiz ve
masum İsmail’e.)
Ondan sonra İsmail, dua
etti nihayet:
(Ya Rabbi, bu hal için bana
sabır ihsan et.)
Sonra da, babasına dönüp
dedi şunları:
(Baba, görüyor musun, açık
gök kapıları.
Melekler bize bakıp, çok
hayret ediyorlar.
Kapanmışlar secdeye, hepsi
şöyle diyorlar:
Ya Rabbi bir peygamber,
başka bir peygamberin,
Bekliyor baş ucunda, ki onu
kurban etsin.
Onu kesmek istiyor senin
rızan uğruna.
Sen sabır ver ya Rabbi bu
babayla oğluna.)
İşitti Halilullah bunları
evladından.
Yüzünü kapatarak. çok
ağladı ardından.
Gökteki melekler de, bu işe
çok şaştılar.
Bu manzara önünde, onlar da
ağlaştılar.
Nihayet bir ip ile,
Halilullah, oğlunu,
Bağlayıp, yüzü koyun,
yatırdı sonra onu.
Bıçağını çıkarıp, biledi
kesmek için.
Ve sonra boğazını tutarak
İsmail’in,
Dedi ki: (Ya ilahi, bu,
sevgili oğlumdur.
İki gözümün nuru, gönlümün
sürurudur.
Bana emreyledin ki, oğlunu
kurban eyle!
Bu emri yapmak için, geldim
halis niyetle.
Onu kurban ederken,
tahammül ver sen bana.)
Diyerek bıçağını,
yanaştırdı boynuna.
(Ey oğlum, veda olsun sana
mahşere kadar.
Ancak kıyamet günü,
görüşürüz biz tekrar.)
Diyerek, bıçağını kaldırmış
idi ki tam,
Arz eyledi İsmail: (Acele
et, ey babam!
Muhalif olmıyalım
Rabbimizin emrine.
Ne emir aldın ise, çabuk
getir yerine.
Emri ifa etmekte gecikirsek
eğer biz,
Korkarım ki, azarlar
bizi şimdi Rabbimiz.
Ey babam, şimdi çöz ki
ayağımı, elimi,
Melekler, isteğimle kurban
edildiğimi,
Gök yüzünden görerek,
desinler ki şimdiden:
İsmail tam razıdır,
Rabbinin bu işinden.)
Babası (Peki) deyip,
çözüverdi bağını.
İyice yanaştırdı, boynuna
bıçağını.
İsmail, babasını eyledi
yine ikaz.
Dedi ki: (Babacığım, acele
eyle biraz!
Dosta vasıl olmayı, çok
ister zira canım.
Çabuk yerine getir bu emri
babacığım!)
|