|
10 - İSMAİL ALEYHİSSELAM
Kurban edilişi
İbrahim Halilullah,
Nemrudun ateşinden,
Kurtulup, hicret etti o
kâfirin şerrinden.
Sonra dua etti ki: (Ya
Rabbi, fadlın ile,
Bana sen, salihlerden, bir
oğul ihsan eyle.)
Onun bu duasını, Rabbimiz
etti kabul.
Ve İsmail adında, ihsan
etti bir oğul.
Resulullahın nur'u,
bu çocuk doğduğunda,
Merih yıldızı gibi,
parlıyordu alnında.
Pek fazla seviyordu, oğlunu
bundan sebep.
Ve her zaman, yanında
tutuyordu onu hep.
İsmail, yedi veya onüç
yaşında iken,
Rüya gördü babası,
mihrabında uyurken.
Gördü ki, İsmail’le
otururken beraber,
Bir melek,
gelip ona, verdi şöyle bir haber:
Dedi ki: (Ben Rabbimin
elçisiyim, bil bunu.
Allah, Kurban etmeni
istiyor bu oğlunu.)
Korku ile uyanıp, tereddüt
etti ki hep:
Bu rüya, rahmani mi,
şeytani midir acep?
O gün bunu düşünüp,
tereddüt etti diye,
O güne, bu sebepten dendi
yevm-i terviye.
Gördü aynı rüyayı, ikinci
gün de fakat.
İyice anladı ki, bu rüya
bir hakikat.
Rahmani olduğunu, İyi bildi
bu işin.
O güne de arefe denildi
bunun için.
Görünce aynısını, hem
üçüncü gecesi,
Rahmani olduğunda,
kalmadı hiç şüphesi.
O gün, Hâcer hatunun yanına
geldi hemen.
Ona şöyle buyurdu, rüyadan
bahsetmeden:
(Yıka İsmailim'i, sürme çek
gözlerine.
Yeni elbisesini giydir hem
üzerine.
Güzel koku sürüver üstüne
göznurumun.
Zira ziyaretine gideriz bir
dostumun.)
Sonra da buyurdu ki sevgili
evladına:
(Ey oğlum, biraz iple, bir
bıçak al yanına.)
Dedi ki: (Babacığım, bıçak
ile ip niçin?)
Dedi: (Kurban keseriz,
Allah rızası için.)
Sordu ki: (Babacığım,
nereye gideceğiz?)
Buyurdu: (Bir dostumu
ziyaret edeceğiz.)
Yine sual etti ki: (O’nun
evi nerdedir?)
Buyurdu: (O, evden ve
mekândan münezzehtir.)
Dedi: (O, yemek yer mi
oturup bizim ile?)
Buyurdu: (Münezzehtir o
dostum bundan bile.)
Şeytan, fırsat bilerek,
ihtiyar kılığında,
Geldi Hâcer hatunun
hanesine anında.
Dedi ki: (İsmail’i, babası,
aceleyle,
Ne maksatla götürdü, bıçak
ile, ip ile?)
Bilmedi Hâcer onun, bir
şeytan olduğunu.
Dedi ki: (Ziyarete
gittiler bir dostunu.)
Şeytan, Hâcer hatuna, dedi:
(Ne münasebet.
Kesmek için götürdü,
bahanedir ziyaret.)
Hâcer, şaşkın bir halde
dedi ki: (Sen acaba,
Gördün mü ki, oğlunu,
boğazlasın bir baba?)
Mel’un şeytan, Hâcer’e,
dedi ki son olarak:
(Öyle zannederim ki,
emretti cenâb-ı Hak.)
Hâcer dedi: (Rabbimiz
emrettiyse eğer ki,
Ona, can-ü gönülden razıyız
elbetteki.)
|