|
10 - İSMAİL ALEYHİSSELAM
Kâbenin inşası
İbrahim Halilullah,
Filistin'den Mekke'ye,
Teşrif etti, hazret-i
İsmaili görmeye.
O ise, o sırada zemzemin
yakınında,
Okunu düzeltirdi bir ağacın
altında.
Görünce babasının uzaktan
geldiğini,
Koşarak, hürmet ile öptü
iki elini.
İbrahim Halilullah, dedi:
(Ey İsmailim!
Şerefli bir vazife emretti
bana Rabbim.)
O dahi cevabında dedi ki
pederine:
(Sana ne emrettiyse, onu
getir yerine.)
Buyurdu ki: (Ey oğlum,
yaparken bu işi ben,
Sen dahi bana yardım
edeceksin bedenen.)
Dedi ki: (Babacığım, ederim
elbetteki.
Şereftir benim için, siz
emredin yeter ki.)
Halilullah, oğluna
(Peki, dinle!) diyerek,
Ve ona, bir tepeyi işaret
eyliyerek,
Buyurdu ki: (Ey oğlum,
şu tepede, işte bak!
Bana, bir ev yapmamı
emretti cenâb-ı Hak.)
Ve hemen baba-oğul, sığınıp
Yaradan'a,
Kâbenin temelini çıkardılar
meydana.
Taşı, oğlu İsmail bulup
getiriyordu.
O da, o taşlar ile duvarı
örüyordu.
Lakin çok yükselince,
güçleşti duvar örmek.
Zira taşı, yükseğe, zor
oldu yerleştirmek.
İsmail, büyük bir taş
getirdi pederine.
O, kullandı o taşı bir
İskele yerine.
Şimdi o taş, makam-ı
İbrahim diye, her an,
Ziyaret ediliyor hacılar
tarafından.
Binanın yapılması erince
nihayete,
İkisi de el açıp, dua etti
Kâbede:
(Sen bu hizmetimizi kabul
et ey Rabbimiz!
Elbet sence malumdur
niyetimiz, kalbimiz.)
Halilullah ve oğlu ve
bilcümle mü'minler,
Cibril'in tarifiyle,
birlikte hac ettiler.
Kâbenin bakımını, oğlu
İsmail'ine,
Bırakıp, kendi döndü
tekrardan Filistin'e.
Hazret-i İsmail'i, sonra
Rabbil alemin,
Cürhüm kabilesine Peygamber
etti tayin.
Başka bir din ve kitap
verilmedi kendine.
Çağırdı insanları,
babasının dinine.
Kavmini, elli sene hak yola
etti davet.
Pek az kimse imanla
şereflendi nihayet.
Cürhümi reisinin vardı ki
kızı Hâle,
İkinci kez olarak, evlendi
onun ile.
Resulullahın nuru, bu
mübarek kadına,
Geçerek, ondan dahi geçti
oğullarına.
O nur, hep mü'minlerden
dolaşarak bu minval,
Hakiki sahibine eylemiştir
intikal.
Hazret-i İsmail'in
yaklaşınca vefatı,
Davet etti yanına, biraderi
İshakı.
Kızını, nikâhlayıp
kardeşinin oğluna,
Çeşitli vasiyetler eyledi
sonra ona.
Yüzotuzüç yaşında, Kâbede
etti vefat.
Kabri, Hatim denilen
yerdedir şimdi bizzat.
|