|
10 - İSMAİL ALEYHİSSELAM
Zemzemin bulunması
İbrahim Halilullah, Hâcerle
İsmaili,
Kâbe'nin yakınına bırakıp
döndü geri.
Ve Hâcer'in gözünden
kayboluncaya kadar,
Gidip, sonra yüzünü Kâbeye
döndü tekrar.
Ellerini kaldırıp dedi ki:
(Ya ilahi!
Sana emanet ettim onları
bizatihi.
İnsanların yönünü, yönelt
ki bu beldeye,
Ziyarete gelsinler senin
beytin Kâbeye.)
Hâcer de geri gelip, yerden
aldı oğlunu.
Emzirip, şefkat ile bağrına
bastı onu.
Bir sepet hurma ile, su
vardı bir testide.
Ve lakin biraz sonra
tükendi ikisi de.
Hem Hâcer, hem İsmail
susadılar bir hayli.
Lakin bir damla sudan
mahrumdu bu havali.
Kıvranırken İsmail susuzluk
tesiriyle,
Kalbi yandı Hâcer'in
annelik şefkatiyle.
Topladı kendisini Rabbine
güvenerek.
Ve Safa tepesine
baktı ümid ederek.
Hiç görebilir miyim acaba
bir kimseyi?
Diye düşünerekten, tırmandı
o tepeyi.
Lakin hiç göremedi ne
insan, ne bir canlı.
İndi sonra tepeden,
tedirgin, heyecanlı.
Zor işle karşılaşan bir
insan azmi ile,
Eteğini toplayıp, koşturdu
ileriye.
Hızlı adımlar ile geçerek o
vadiyi,
Tırmandı bu sefer de
Merve adlı tepeyi.
Yine baktı ümitle, dört
yanına vadinin.
Gözüne, hiçbir canlı
görünmedi ve lakin.
İndi yine Merveden, çıktı
Safa dağına.
Bir kimse var mı? diye
bakındı etrafına.
Kimseyi görmeyince, inerek
o tepeden,
Yeni bir ümit ile Merveye
çıktı hemen.
Mübarek Hâcer hatun, bir
Merve, sonra Safa,
Gidip geldi devamlı,
peşpeşe yedi defa.
Yedinci seferinde, Merve
üzerindeyken,
Gaibden, kulağına bir
sesler geldi birden.
Ve kendi kendisine dedi ki:
(Sus ve dinle!)
Dikkatli dinleyince, o sesi
duydu yine.
Sesin geldiği yöne bakarak
Hâcer hatun,
Dedi: (Ey ses sahibi, bana
bir ses duyurdun.
Yardım edebilecek
vaziyetteysen şayet,
Hemen imdadımıza yetiş,
bize yardım et.)
O böyle söyleyince, tam
Zemzem mahallinde,
Hazret-i Cebrail'i gördü
insan şeklinde.
Cebrail, (Kimsin?)
diye sordu Hâcer hatun'a.
(İbrahim'in zevcesi
Hâcer'im) dedi ona.
Sordu Cibril: (O sizi,
kime etti emanet?)
Dedi: (Hak teâlâya bıraktı
bizi elbet.)
Dedi: (Öyle birine
emanet eylemiş ki,
O, her şeye kadirdir, yok
ortak ve şeriki.)
Ve sonra, kanadıyla toprağa
vurdu hemen.
Fışkırmaya başladı zemzem
suyu o yerden.
Hâcer baktı, çıkan su
dağılıyor etrafa.
Dursun diye, hemence (Dur!
dur!) dedi bu defa.
O, (Zem! zem!) demiş idi
kendi lisanı ile.
Meşhur oldu böylece bu su
zemzem ismiyle.
|