ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

09 - LÛT ALEYHİSSELAM

O şehir yere battı

 

Lût Nebi’nin evini, sararak o kâfirler,

Dediler: (O gençleri, çabuk getir bize ver!)

 

O, buna çok üzülüp, buyurdu ki: (Ey kavmim!

Allah'tan korkun, bunlar, misafirimdir benim.

 

Beni, bunlara karşı rezil etmeyin şu an.

Yok mudur içinizde, aklı başında olan?)

 

Lakin o inatçılar, gelmediler insafa.

Dediler ki: (Biz sana, demiştik ya son defa,

 

Bizim işlerimize, bir şey demeyecektin.

Evine, hiç misafir kabul etmeyecektin!

 

Getirip teslim et ki, bize o üç kişiyi,

Yapalım biz onlara, istediğimiz işi.)

 

Onlara, ne kadar çok ettiyse de nasihat,

Kapıda toplanan halk, dağılmıyordu fakat.

 

İyice darlık geldi, Lût Nebi'nin kalbine,

Şöyle niyaz eyledi, sonra kendi kendine:

 

(Size yetecek kadar keşke güçlü olsaydım.

Yahut sağlam bir kale bulup da sığınsaydım.)

 

Cebrail işitince, bu dua ve haceti,

Dedi ki: (İşte onun, dördüncü şehadeti.)

 

Hakikati bildirip, dedi ki: (Elbette biz,

Hak teâlâ katından, gelen habercileriz.

 

Üzülme, onlar sana yapamazlar bir zarar.

Bu kavmin üzerinde, azab-ı ilahi var.

 

Sırf sana ve ehline, bundan kurtuluş vardır.

Senin hanımın bile, helak olanlardandır.

 

Sen şimdi aç kapıyı, sonra çekil geriye.

Hiç korkma, o kâfirler girsinler içeriye.)

 

Lût Peygamber, kapıyı açtı ve çıktı geri.

O azgın çapulcular, daldılar hep içeri.

 

Ve lakin kanadıyla, Cibril, o kâfirlere,

Vurunca, her birisi, kör oldu birden bire.

 

Şaşkın şaşkın geriye kaçarken dediler ki:

(Evine, sihirbazlar getirmiş Lût meğer ki.)

 

Kalpleri mühürlenmiş, o azgın ve sapıklar,

İnanmak nimetinden, yine mahrum kaldılar.

 

Sonra Cibril dedi ki o gece Lût Nebi'ye:

(Ehlinle çıkıp gidin, hiç bakmayın geriye.)

 

Onlar çıkıp gidince, Sedum vilayetinden,

Ateşte pişmiş taşlar, yağdı gök cihetinden.

 

Her taşta, bir kâfirin ismi nakşedilmişti.

Ve her taş, sahibini bulup helak etmişti.

 

Sonra Cibril, o şehri takarak kanadına,

Çıkardı bir lahzada, topyekün gök katına.

 

Sonra da ters çevirip, havada birden bire,

Koca şehri, yüksekten, kuvvetle çarptı yere.

 

Gadab-ı ilahinin, nişanesi olarak,

Şehri, yerin dibine geçirdi cenâb-ı Hak.

 

Açılan o çukura, sonradan pis kokulu,

Siyah sular dolarak, Lût gölü hasıl oldu.

 

Yaşamadığı için, hiç bir canlı içinde,

Ölü deniz olarak, meşhurdur halk içinde.

 

Allah ve Peygambere karşı gelen bu kavmin,

Çok çirkin bir günahı işledikleri için,

 

Gadab-ı ilahiye, uğradığına dair,

Bu göl, mahşere kadar, apaçık bir delildir.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan