|
08 - İBRAHİM ALEYHİSSELAM
Vefatı
Henüz vefat etmeden, oğlu
İsmail'ini,
Çağırıp, yaptı ona, en son
vasiyyetini.
Buyurdu ki: (Ey oğlum,
alnında parlıyan nur,
Son peygamber hazret-i
Muhammed'in nurudur.
Bize, ecdadımızın şudur ki
vasiyyeti:
Çok iyi muhafaza edin bu
emaneti.
İşte, ahir zamanda gelecek
o Resulün,
Nuru, senin alnında
parlıyor şimdi bu gün.
Sen de, bu emanete ederek
tam riayet,
Onu, temiz ve afif bir
hanıma teslim et.
Kendi evladına da, vasiyyet
et ki yine,
Nur, temiz alınlardan,
ulaşsın sahibine.)
Bu vasiyyetten sonra, çıktı
bir gün evinden.
Kilitledi kapıyı, adeti
üzre hemen.
Biraz sonra geldi ve içeri
girdi tekrar.
Gördü ki, odasında bir
yabancı kimse var.
Buyurdu ki: (Ey kişi,
sen kimsin, niye geldin?
Bu ev kilitli iken, sen
nasıl girebildin?)
Dedi ki: (Senden başka, bir
sahip vardır ki hem,
Her şey Onun mülküdür,
Onundur cümle alem.)
O zaman anladı ki, bu, İns
ve Cin değildir.
Ve sorup öğrendi ki,
hazret-i Azraildir.
Buyurdu: (Ey Azrail,
mü'minlerin ruhunu,
Ne şekilde alırsın, bir
göster bana bunu.)
Peki deyip, çok güzel bir
surete girerek,
Göründü bir an ona,
tebessüm eyliyerek.
Gönlüne sürur doldu o yüzü
gördüğünde.
Zira böyle güzel yüz,
görmemişti ömründe.
Buyurdu ki: (Bir mü'min,
ölürken, ona şayet,
Yalnız bu gösterilse, eder
ona kifayet.
Facirlerin ruhunu, ne
tarzda kabzedersin?
Mümkünse onu dahi, bana
gösterir misin?)
Peki deyip, iğrenç ve
korkunç şekle büründü.
Hazret-i İbrahim'e, bir de
böyle göründü.
Bayıldı Halilullah, onun
iğrençliğinden.
Kendine geldiğinde, buyurdu
şöyle hemen:
(Bir kâfir de ölürken, o
kula cenâb-ı Hak,
Yalnız bunu gösterse, yeter
azab olarak.)
Buyurdu: (Ey Azrail,
gelmene sebep nedir?
Ruhumu almaya mı, yoksa
ziyaret midir?)
Melekül mevt o zaman, arz
etti ona şunu:
(Eğer izin verirsen,
kabzederim ruhunu.)
Buyurdu ki: (Kalbimde,
bir şüphe vardır benim.
Bu şüpheden kurtulup, öyle
ölmek isterim.
Ey Azrail, Rabbime arz et
ki benden şunu:
Hiç bir dost, bir dostunun,
alır mı ki ruhunu?)
Melekül mevt, onun bu
sualini, Allah'a,
Arz edip, geldi sonra yine
Halilullah'a.
Dedi ki: (Ya İbrahim,
buyurdu cenâb-ı Hak:
Hiç bir dost, bir dostuna,
istemez mi kavuşmak?)
İşitti Halilullah, bu
cevabı melekten.
Buyurdu: (Ey Azrail,
acele eyle hemen!
Çabuk gel de kavuştur, bu
canımı Canan'a.
Ölümden daha güzel, müjde
yok zira bana.)
O böyle söyleyince,
yaklaştı melekül mevt.
Ve mübarek ruhunu, kabz
eyledi nihayet.
|