|
08 - İBRAHİM ALEYHİSSELAM
Nemrut ve sivrisinek
İbrahim Halilullah,
Nemrud'un ateşinde,
Yanmayınca, kâfirler kaldı
hayret içinde.
Bir kaç kişi, insafa gelip
iman ettiler.
Lakin büyük çoğunluk, imana
gelmediler.
Üstelik, mü'minlere eziyyet
ederlerdi.
Onlar tahammül edip, yine
sabrederlerdi.
İbrahim Halilullah, yaptı
son ikazını.
Sonra o kâfirlerden, kesti
alakasını.
Hak teâlâ, hicreti
emreyledi bu sefer.
Onlar dahi Babilden, Şama
hicret ettiler.
Onlar hicret edince,
putperest kavme dahi,
Geldi sivrisinekle, bir
azab-ı ilahi.
Gök yüzünü kaplıyan bir
gurup sivrisinek,
Helak etti onları,
kanlarını emerek.
Bir sinek de, Nemrud'a
gelip oldu musallat.
Bırakmadı peşini, vermedi
asla rahat.
Ne tarafa kaçsaydı,
geliyordu peşinden.
Asla kurtulamadı bu sineğin
şerrinden.
Pek çok istediyse de, bu
sineği öldürmek,
Muvaffak olamadı, galip
geldi o sinek.
İlahlık davasına kalkışan o
nasibsiz,
Bir sinek karşısında,
tamamen kaldı aciz.
Ondan kurtulmak için,
çareler arar iken,
Sivrisinek, burnundan içeri
girdi birden.
Ta ki beynine kadar,
ilerleyip giderek,
Rahatsız etti onu, az
hareket ederek.
Sinek, kurcaladıkça o
ahmağın beynini,
Çok büyük acı duyup,
kaybederdi kendini.
Başına, tokmak ile vurdurdu
en nihayet.
Zira tokmak vurunca,
duruyordu bir müddet.
Lakin vurma durunca, yine
kımıldıyordu.
O da, hemen başına, tokmak
vurduruyordu.
Hususi bir tokmakçı tayin
etti kendine.
Onun işi, tokmakla vurmak
idi beynine.
O iyi vuramazsa, hemen
değiştirirdi.
Yerine, daha iyi vuranı
getirirdi.
Ve artık Nemrut için, en
iyi, makbul insan,
Ona tokmak vurandı,
bıkmadan, usanmadan.
Çünkü o, beynindeki küçük
sivrisineğin,
Cefasından kurtulmak
isterdi, bir an için.
Bu hal, uzun bir süre devam
etti ve fakat,
Vuran tokmakçılarda,
kalmadı güç ve takat.
Artık usanmışlardı, onlar
da vura vura.
Çünkü vurmak lazımdı,
vermeden asla ara.
Nihayet bir tanesi, bundan
çok usanarak,
Parçaladı beynini, çok
kuvvetli vurarak.
Böylece sona erdi,
dünyadaki hayatı.
Onu, kurtaramadı mülkü ve
saltanatı.
İnsanları, kendine taptırıp
senelerce,
Cehennem azabına yakalandı
böylece.
Ne kendi etti rahat, ne
alem buldu huzur.
Geçip gitti dünyadan,
dayansın ehl-i kubur.
|