|
08 - İBRAHİM ALEYHİSSELAM
En büyüklerine sorun
Halilullah, daima kötüleyip
putları,
İmana çağırırdı, gece gün
insanları.
Vahyetti Hak teâlâ,
kendisine nihayet:
(Halkı, açık olarak dinine
eyle davet.)
Hazret-i İbrahim'in, şöyle
geldi kalbine:
Dinimi, toplulukta tebliğ
etsem kavmime.
Bayramları var idi o kavmin
senede bir.
Toplanırdı bir yere, kadın
erkek, genç ve pir.
O belli gün gelince, herkes
gitti o yere.
Âzer ona dedi ki: (Sen de
gel bizim ile.)
Biraz gittikten sonra,
(Ben hastayım) diyerek,
Geri döndü, gitmedi,
şehirde o kaldı tek.
Kapı anahtarını, Âzer'den
aldı önce.
Doğruca puthaneye gelip
girdi hemence.
Gördü ki, büyük küçük,
dizilmiş bütün putlar.
Herbirinin önünde, türlü
türlü yemek var.
Bereketlensin diye,
koymuşlardı onları.
Zira putperestlerin,
böyleydi inançları.
İbrahim Halilullah, sesini
yükselterek,
Bağırdı o putlara, istihza
eyliyerek:
(Önünüzde yemek var, niçin
yemiyorsunuz?
Sizlere ne oldu ki, hiç
konuşmuyorsunuz?)
Sonra da balta ile,
herbirine vurarak,
Kırdı bütün bunları, biri
hariç olarak.
Bilerek dokunmadı, en büyük
olanına.
Sonra da baltasını, astı
onun boynuna.
Halilullah, kapıyı kitleyip
çıktı hemen.
Akşamleyin kâfirler, döndü
bayram yerinden.
Putlarının halini görüp
fena oldular.
Dediler: (Yapsa yapsa,
İbrahim bunu yapar.
Zira o, devam üzre,
kötülerdi putları.
Şehirde tek kalınca, o
kırmıştır bunları.)
Hemen haber verdiler,
Nemrud'a bunu ilkin.
O dedi: (Öyle ise, onu bana
getirin!)
İbrahim Halilullah, girdi
onun yanına.
Lakin secde etmedi, âdetin
hilafına.
Kızdı o, Niçin bana, secde
etmedin? diye.
Buyurdu: (Secde etmem,
ben Rabbimden gayriye.)
Sordu Nemrut bu defa, daha
gadaplanarak:
(Kim kırdı bu putları,
balta ile vurarak?)
Buyurdu ki: (Kırmıştır,
belki en büyükleri.
Sorun küçüklerine, söylesin
kendileri.)
Nemrut ona dedi ki:
(Bilirsin ki bu putlar,
Konuşmaktan acizdir,
cansızdır sonra bunlar.)
Buyurdu ki: (Öyleyse,
söze kadir olmayan,
Kendilerine dahi faydası
dokunmayan,
Bu putları, ne için ilah
tanıyorsunuz?
Sizden aciz şeylere, niçin
tapıyorsunuz?)
Müşrikler bu sözlere cevap
veremediler.
Utanıp, başlarını aşağı
indirdiler.
Lakin inatlarından,
vazgeçmediler yine.
Nemrut dedi: (Kapatın, onu
zindan içine.)
Sonra, adamlarıyle istişare
ederek,
Sordu ki: (İbrahim'e, nasıl
bir ceza versek?)
Oturup, uzun boylu müşavere
ettiler.
En nihayet “Yakalım” diye
karar verdiler.
|