|
07 - ZÜLKARNEYN ALEYHİSSELAM
Ya peygamber, ya veli
Nuh aleyhisselamın, oğlu
Yafes soyundan,
Bir zat olup, kıssası,
Kur'anda oldu beyan.
Peygamber mi, veli mi,
ihtilaf olunmuştur.
O, bütün yer yüzüne, hakim,
malik olmuştur.
Hak teâlâ bir zaman,
emretti ki bu şahsa:
(Emir ve yasağımı, tebliğ
et cümle nasa.)
O, bu emri alınca, arz etti
ki: (Ya Rabbi!
Bu işte, yardımına muhtacım
ben tabii.
Bu işi yapmam için, ordu,
asker ve kuvvet,
Lazım hem sabır ile, ilim,
akıl, hitabet.
Bunların hiçbirisi, bende
yok ya ilahi!
Kerimsin, sen bunları ihsan
et bana dahi.)
İstediği her şeyi, bahşetti
ona Allah.
İki de Sancak verdi, bir
beyaz, bir de siyah.
Gece, beyaz sancağı, açsa
idi o eğer,
Gündüz gibi aydınlık olurdu
hemen o yer.
Eğer siyah sancağı, açsa
idi gündüzün,
Orası, karanlığa bürünürdü
büsbütün.
Her ne zaman sefere gitse
idi o ordu,
Arkası tam karanlık, önü
ışık olurdu.
Hızır aleyhisselam, oğluydu
teyzesinin.
Onu da, ordusuna kumandan
etti tayin.
Yürüdü bu orduyla, önce
batı yönüne.
Fethetti Avrupayı, ne
geldiyse önüne.
Sonra aynı orduyla, doğuya
yönelerek,
Bir Asya kıtasını fethetti
sonuna dek.
Oradan da kuzeye yürüdü
ordu ile.
Malik oldu sonunda, dünyaya
tamamiyle.
Yayarak yer yüzüne,
Allah'ın birliğini,
Bitirdi böylelikle, tebliğ
vazifesini.
Sonra da izin verdi,
bilcümle askerine.
Kendi dahi ayrılıp, çekildi
uzletine.
Allahü teâlâya, hep ibadet
ve taat,
Yaparak, bu hal üzre, az
sonra etti vefat.
Bu zat, güzel simalı ve
gayet sevimliydi.
Hem orta boylu olup, iyi
huy sahibiydi.
Dünyayı, tamamiyle
geçirmişken mülküne,
Halka çok mütevazı
davranırdı o yine.
Asla dünya malına vermezdi
ehemmiyet.
Haram ve şüpheliden,
kaçınır idi gayet.
Elinin emeğiyle, geçinmeyi
severdi.
Bunun için kendisi, bizzat
zenbil örerdi.
Evine, evladına harcardı bu
paradan.
Ve sadaka verirdi,
fakirlere artandan.
Vasiyyet etmişti ki,
ölmeden daha önce:
(Kefenleyip, tabuta koyun
beni ölünce.
Tabuttan, dışarıya sarkık
olsun kollarım.
Yürüsün peşim sıra, asker
ve ordularım.
Hazinelerim dahi, yüklenip
katırlara,
Onlar da yürütülsün,
tabutun ardı sıra.)
Vakta ki göç eyledi, ahiret
alemine,
Vasiyyeti, ayniyle
getirildi yerine.
Demek istemişti ki, “Şu
ardım sıra gelen,
Ordu ile, dünyaya malik
oldum tamamen.
Hayattayken, var idi bunca
hazinelerim.
Ve lakin ahirete giderken,
boş ellerim.
Dünya malı, dünyada kalıyor
bakın işte.
Elleri boş oluyor, insanın
bu gidişte”.
|