|
06 - SALİH ALEYHİSSELAM
Deveyi öldürdüler
Salih aleyhisselam, bir dua
eyledi ve,
Çıktı kaya içinden, kızıl
tüylü bir deve.
Buyurdu ki: (Ey kavmim,
işte istediğiniz,
Deve çıktı kayadan, şahit
olun hepiniz.)
Yine Semudluların, vardı ki
tek kuyusu,
Herkes, o tek kuyudan temin
ediyordu su.
Buyurdu: (Sıra ile, bu
suyu kullanınız.
Birgün o deve içsin, bir
gün de siz alınız.
Herhangi bir şekilde,
yapmayın ona zarar.
Yoksa, sizi büyük bir azap
gelip yakalar.)
O deve, yavrusuyla,
mer'alara giderdi.
Ağaçlar, kendisine
dallarını eğerdi.
Ağaç yaprakları yer,
otlardı vadilerde.
Taze otlar biterdi onun
için her yerde.
Her gün akşam olunca,
dönerdi yine geri.
Geceleri, mescidin yanıydı
onun yeri.
Anlaşılır lisanla, derdi ki
hergün hemen:
(Her kim süt istiyorsa,
gelip alsın o benden.)
Semudlular gelir ve o
sütten alırlardı.
Sağmadan, hiç zahmetsiz,
süt kaplara akardı.
Tesbihle meşgul olur gece
sabaha kadar,
Sabahleyin, dağlara giderdi
yine tekrar.
Her sabah, fasih dille
diyordu ki bir defa;
(Ya ilahi, sütümü, hem dert
eyle, hem deva.
Mü'minler içtiğinde, olsun
şifa, afiyet.
Ve lakin kâfirlere, olsun
dert ve musibet.)
Gerçekten kâfirlerden, kim
içtiyse o sütten,
Çaresiz derde düşüp, helak
oldu o yüzden.
Semudlular toplanıp, bunu
konuştular ve,
Dediler: (Bize hayır
getirmedi bu deve.
İşte görüyorsunuz, her kim
içse sütünden,
Çaresiz hastalığa, düşer
onun yüzünden.
O, istediği gibi, otluyor
mer'alarda.
Bizim hayvanlar ise,
ölüyorlar ard arda.
Bunun bir çaresini
bulmalıyız muhakkak.
Yoksa, onun yüzünden
olacağız hep helak.)
Müşavere ettiler Semudlular
o gece.
Onu öldürmek için, karar
çıktı böylece.
Sonra, bunu yapacak
insanlar aradılar.
Ve nihayet sonunda, dokuz
kişi buldular.
Bunlar, pusu kurdular yol
üstünde bir ara.
Çünkü deve, o yoldan
gidiyordu dağlara.
Deve yaklaştığında, önce
bir ok attılar.
Yaralanıp düşünce, koşup
boğazladılar.
Kestiler yavruyu da,
kalpleri titremeden.
Pişirdiler, yediler, hiç de
haya etmeden.
O zaman kurtlar kuşlar,
feryat figan ettiler.
(İşte şimdi bu kavim helak
oldu) dediler.
Salih aleyhisselam, vakıf
olunca buna,
Ağlayıp, gözyaşları aktı
yanaklarına.
Dedi ki: (Ya ilahi, ahir
zaman Nebisi,
Senin en çok sevdiğin,
Nebilerin reisi,
Muhammed Mustafa'nın
hürmetine, sen yine,
İman ve hidayet ver,
bunların kalplerine.)
|