|
05 - HUD ALEYHİSSELAM
Gurura kapıldılar
Hûd Nebi, annesine, Allah
birdir deyince,
Kapıldı validesi, bir sürur
ve sevince.
Ve hemen bu oğlunun boynuna
sarılarak,
Dedi ki: (Ey evladım, senin
yolun doğru, hak.
Sen, bildiğin şekilde
ibadete devam et.
Sırf senin ilahına layıktır
her ibadet.
Ben sana hamileyken, hem
doğum esnasında,
Çok acayip hallere şahit
oldum aslında.
Sen dünyaya gelince, o
vakit gece iken,
Her taraf, gündüz gibi
aydınlık oldu birden.
Kuru olan ağaçlar, o zaman
yeşermişti.
Ve hatta çiçek açıp, hepsi
meyve vermişti.
Ben, seninle beraber, bir
yere gider iken,
Karşıma, çok heybetli bir
kimse çıktı birden.
Seni benden alarak, verdi
bir kimselere.
Onlar da götürdüler, seni
uzak yerlere.
Çok beyaz ve nurani
yüzlüydü bu kimseler.
Sonra seni getirip, bana
teslim ettiler.
Geldiğinde, nur vardı
başının üzerinde.
Hem de yeşil yakutlar vardı
bileklerinde.
Biri sana dedi ki:
“Müjdeler olsun sana.
Seni peygamber kıldı, Allah
cümle insana.”
Bunlar şeytani değil,
mutlaka rahmanidir.
Gördüğüm kimseler de, insan
değil, melektir.
Doğru yol üzeresin bunun
için sen elbet.
Sen, bildiğin şekilde yap
Rabbine ibadet.)
Hûd Nebi, sevimli ve
tatlıydı konuşması.
Ve hazret-i Âdem'e
benziyordu siması.
Dünya ve dünyalıkla, ilgisi
yoktu asla.
Hep ibadet ederdi Halık’ına
pek fazla.
Merhametli, şefkatli ve
cömert idi gayet.
Yapardı ayrıyeten, ara sıra
ticaret.
Âd kavmi insanları, iri
cüsselilerdi.
Tuttuğunu koparan, kuvvetli
kimselerdi.
Gelmemişti dünyaya,
onlardan iri insan.
Hem de yaşamışlardı,
dünyada uzun zaman.
Çok da bereketliydi
yaşadıkları yerler.
Her yer yemyeşil olup,
çoktu bağ ve bahçeler.
Adım başı pınarlar ve
akarsular vardı.
Ayrıca, o beldede sık sık
yağmur yağardı.
Kayaları yontarak, sütun
şekli verip tam,
Üzerine, binalar yaparlardı
muazzam.
Hazret-i Nuh’tan sonra,
sekiz asır geçince,
Âd kavmi insanları,
bozuldular iyice.
Hak, adalet üzere yaşarken
önceleri,
Sonra çok kötüleşip,
kalmadı bu halleri.
Dinlerini unutup, cahilliğe
daldılar.
Böylece yavaş yavaş, hak
yoldan ayrıldılar.
Nuh tufanını gören kimse
kalmadığından,
Silinmişti tesiri, bütün
hafızalardan.
Boy ve kuvvetlerine, dünya
nimetlerine,
Bakıp, asi oldular tamamen
Rablerine.
(Bizden daha kuvvetli kimse
var mı?) diyerek,
Bir gurur ve kibire
kapıldılar giderek.
|