|
04 - NUH ALEYHİSSELAM
Vefatı
Nuh Nebi, buğday tenli ve
iri yapılıydı.
Ve fizikman hazret-i Âdemi
andırırdı.
İri gözlü ve güzel bir zat
idi mükerrem.
Sakalları uzunca, geniş
omuzluydu hem.
Gayet gadaplı olup, sabrı
dahi çoktu pek.
Kavminin cefasına, dayandı
sonuna dek.
Zahmet ve meşakkatli
geçerdi çoğu vakti.
Buna rağmen, Rabbine çok
yapardı taati.
Yediyüz rekat namaz
kılardı gün ve gece.
Asla ilgilenmezdi, dünya
ile zerrece.
Bin senelik ömründe,
etmedi bir ev talep.
Kıldan, siyah bir çadır
içinde yaşadı hep.
Eshabı bunu ona, sual etti
bahusus:
(Ne için kendinize, bir ev
yapmıyorsunuz?)
Buyurdu: (Bugün yarın,
ölürüz pek yakında.
Ev yapmaya değer mi bu
kısacık zamanda?
Bu dünya hayatımız, zaten
kısa bir müddet.
Yapılacak tek iş var, o da
Hakk'a ibadet.)
Bir gün de, kendisine ev
yapardı kamıştan.
Dediler: (Yapsaydınız, bu
evi keşke taştan.)
Buyurdu ki: (Yakında
ölecek insan için,
Bu kadarı çok bile,
hikmeti budur işin.)
Biri dahi sordu ki:
(Kerpiç varken, acep siz,
Niçin kara çadırdan, ev
bina edersiniz?)
Buyurdu ki: (Ölünce,
bırakıp gideceğim.
Daha kıymetlisine, niçin
zahmet çekeyim?)
Vefatı yaklaşınca, Sam
adlı evladını,
Çağırıp, yaptı ona en son
nasihatını.
Buyurdu ki: (Evladım,
ben artık ölüyorum.
Sana, iki nasihat bırakıp
gidiyorum.
Birincisi şudur ki, şirk
koşma hiç Allah'a.
Yoktur bir insan için,
bedbahtlık, bundan daha.
Öbürü, kibirdir ki,
şeytanın sıfatıdır.
Bir zerre kibri olan,
Cennetten mahrum kalır.)
Ülül'azm peygamberler
içindedir kendisi.
Bu sebeple indallah,
yüksektir derecesi.
Onun o kâfirlere, bir
gadaplanmasıyle,
Hak teâlâ, yer ve gök,
gadaplandı haliyle.
Hem öyle bir gadap ki,
dinmedi uzun müddet.
Tek kâfir kalmayınca,
ancak buldu sükunet.
Nuh aleyhisselamın, erince
ömrü sona,
Cebrail'le Azrail,
birlikte geldi ona.
Melek-ül mevt yaklaşıp,
sual etti ilk sefer:
(Ey dünyada çok uzun ömür
süren peygamber!
Bu kadar yaş yaşadın, çok
çalıştın, yoruldun.
Sen bu fani alemi, acaba
nasıl buldun?)
Cevaben buyurdu ki: (Bu
dünyayı, şimdi ben,
Sanki iki kapılı han gibi
buldum aynen.
Birinden girmiş idim,
öbüründen çıkarım.
Ve ancak içeride, çok az
bir zaman kaldım.)
Sonra da Allah deyip,
teslim etti ruhunu.
Beyt-i makdis içine, defn
etti ehli onu.
|