|
04 - NUH ALEYHİSSELAM
Kulaklarını tıkarlardı
Hazret-i Nuh, kavmine der
idi ki: (Ey kavmim!
Beni, Resul olarak
gönderdi size Rabbim.
Bu putları bırakıp, uyanın
bu gafletten.
Vazgeçin bu putlara secde
ve ibadetten.
İbadet olunacak, tek mabud
var ki elbet,
O da Hak teâlâdır, O'na
yapın ibadet.)
Lakin inanmadılar yine o
nasipsizler.
Reisleri gelerek, dedi ki:
(Ey Nuh, yeter!
Sen dahi bizim gibi bir
insansın nihayet.
Sana uymamız için, var mı
lüzum ve hacet?
Senin, bize nazaran yok ki
bir üstünlüğün.
Fazla değil hem bizden
paran, malın ve mülkün.
Aşağı kimselerdir, sana
inananlar da.
Gayet sefil ve fakir
kimselerdir onlar da.
Onları kov yanından,
ederiz belki iman.
Ar gelir zira bize,
onlarla bulunmaktan.)
Buyurdu ki: (Ey kavmim,
ben tebliğ ediyorum.
Sizden, buna karşılık, bir
şey istemiyorum.
Sizin sözünüzle de,
kovamam onları ben.
Onlar mükâfatlanır,
Cennetle Rablerinden.)
Onlar inad ederek, dediler
ki: (Ey Nuh, bak!
Sana inanmıyoruz, bu işi
artık bırak.
Zira sen, bizim gibi
yiyorsun, içiyorsun.
Sonra da gelip bize,
“Peygamberim” diyorsun.
Allah istese idi, bize
Resul göndermek,
İnsan değil, elbette
gönderirdi bir melek.
Senin bu iddiada bulunman,
bize göre,
Apaçık deliliktir, hiç
yorulma boş yere.)
O, bu hakaretlere, her gün
sabrediyordu.
Yine de, tebliğini devam
ettiriyordu.
O, kavmine ettikçe, her
gün öğüt, nasihat,
Onlar inanmamakta ederdi
yine inat.
Üstüne hücum edip,
döverlerdi de hatta,
O, yine bulunurdu onlara
tebligatta.
Gece, kapılarını ısrarla
çalıyordu.
Onları hidayete, dine
çağırıyordu.
Lakin inanmadılar, onun bu
tebliğine.
Sefih, alçak dediler,
devam etti o yine.
Hatta delilik ile, ettiler
onu itham.
O yine hiç yılmadan,
tebliğe etti devam.
Her gün döverlerdi de
kızarak bu sebepten,
Yine geri durmazdı,
tebliğ-i risaletten.
Yanlarına giderek, derdi
ki: (Ey insanlar!
Vazgeçin bu inattan, ilah
değil bu putlar.)
Onlar, hiç duymuyordu onun
dediklerini.
İnatla yaparlardı, yine
bildiklerini.
Hatta onu görmemek,
maksat ve gayesiyle,
Hemen kapatırlardı
gözlerini bir şeyle.
Hem de kulaklarını
kapatırdı ki onlar,
Onun nasihatinden, hiç bir
şey duymasınlar.
Derlerdi: (Eğer batıl
olsaydı putlarımız,
Tapar mıydı bunlara, âbâ-ü
ecdadımız?
Eğer biz terk edersek,
taptığımız putları,
Suçlamış sayılırız
cahillikle onları.
Mâdem atalarımız, bunlara
tapındılar,
Öyle ise bu putlar, hakiki
tanrıdırlar.)
Bu sözleri söyleyip,
inanmazlardı yine.
O, hep devam ederdi, gece
gün tebliğine.
|