|
01 - ÂDEM ALEYHİSSELAM
İlk katil – İlk şehit
Kabil, nefsine uyup, karşı
geldi babaya.
Ve hatta asi oldu, Allahü
teâlâya.
İçindeki o haset,
düşmanlık ve kin ile,
(Seni öldüreceğim)
dedi gidip Habil'e.
O da, (Niçin?)
deyince, dedi ki ona Kabil:
(Seni fazla seviyor,
babam, bana mukabil.
Ve güzel kardeşimle, seni
evlendiriyor.
Güzel olmayanını, bana
layık görüyor.)
Habil, yumuşaklıkla dedi
ki: (İyi, fakat,
Bunların olmasında, yok
bende bir kabahat.
Bu işe kalkışırsan, sen
katil olursun ilk.
Benim günahımı da,
yüklenirsin üstelik.
Tasarladığın bu şey,
zalimlerin işidir.
Zalimlerin yeriyse,
Cehennem ateşidir.)
Bunları dediyse de Habil
bu kardeşine,
O, çoktan kararını koymuş
idi içine.
Habil, yine yumuşak, uysal
davranıyordu.
Ona, hep tatlılıkla
nasihat ediyordu.
Diyordu ki: (Bak Kabil, ne
zaman ki sen beni,
Öldürmek gayesiyle
kaldırırsan elini,
Seni öldürmek için,
kaldırmam elimi ben.
Çünkü o iş günahtır, ben
korkarım Rabbimden.)
Ona, böyle nasihat ettiyse
de o, lakin,
Bunu kabul edecek hali
yoktu Kabil'in.
Hacca gittiği vakit Âdem
aleyhisselam,
Onu öldürmek için, bunu
fırsat bildi tam.
Onu, ıssız bir yerde
öldürmek istiyordu.
Lakin bu nasıl olur, onu
bilemiyordu.
O an insan şeklinde,
şeytan geldi yanına.
Bir kuş tutup, başını,
koydu bir taş altına.
Başka bir taş ile de,
vurup ezdi başını.
Kabil görüp anladı, nasıl
yapacağını.
O da gidip Habil'i,
yatırdı bir zemine.
Koydu sonra başını, bir
taşın üzerine.
Başka bir taş ile de,
vurup şehid eyledi.
Bu sefer, “Bu cesedi, ne
yapayım ben?” dedi.
Koyup gidecekti ki cesedi
o sahrada,
Baktı ki, vahşi kuşlar
dolaşıyor havada.
Ve hemen o cesedi, bir
torbaya koyarak,
Sırtlanıp, taşımaya
başladı bir kaç ayak.
Lakin yine baktı ki,
havadaki o kuşlar,
Cesedin etrafında, dönüp
dolaşıyorlar.
Şaşkın bir vaziyette, o
yük ile giderken,
Gördü iki kargayı, hem de
kavga ederken.
Hayret ile baktı ki
seyrederken kavgayı,
Öldürdü biraz sonra, biri,
öbür kargayı.
Sonra inip, toprağı kazdı
ayaklarıyle.
Onu, oraya gömüp, kapattı
toprak ile.
Kabil, görüp öğrendi ondan
işin şeklini.
O da gömdü toprağa,
Habil'in cesedini.
Perişan, üzüntülü,
huzursuz oldu o an.
Kendi kız kardeşini, alıp
kaçtı oradan.
Âdem Nebi üzüldü, şehid
olunca Habil.
Gelip, teselli için, şöyle
dedi Cebrail:
(Allah, sana bir evlat
verecek ki ya Âdem!
O çocuğun neslinden,
gelecek Fahr-i alem.)
Daha sonra, dünyaya “Şit
Nebi” etti teşrif.
Gün gibi parlıyordu,
alnında nur-u şerif.
|