ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - ÂDEM ALEYHİSSELAM

Cennete girmesi

 

Hak teâlâ  Âdem’e, her eşyanın adını,

Öğretti birer birer, hem de sıfatlarını.

 

Ayrıca, her sanatı bildirdi o'na yine.

Ve bütün ilimleri, ilham etti kalbine.

 

Sonra da evladının, kıyamet gününe dek,

Lisanlarını dahi öğretti o'na tek tek.

 

O'na, bu ilimleri verince Hak teâlâ,

Böylece meleklerden, oldu üstün ve âlâ.

 

Buyurdu: (Ey melekler, sadıksanız siz eğer,

Eşyanın adlarını, veriniz bana haber.)

 

İtiraf eylediler melekler aczlerini.

Dediler ki: (Ya Rabbi, tenzih ederiz seni.

 

Bize ne öğrettinse, ancak onu biliriz.

Senin bildirdiğinden, başka yok bir bilgimiz.)

 

Hazret-i Âdem'e de buyurdu ki bu kere:

(Eşyanın adlarını, haber ver meleklere.)

 

Âdem Peygamber dahi, bu emre ittibaen,

Onları, meleklere beyan etti tamamen.

 

Onlar, Âdem Nebi’den öğrenince bunları,

Daha da fazlalaştı, o'na hayranlıkları.

 

Hepsi şahit oldular ilminin kemaline.

Ve çok gıpta ettiler o'nun her bir haline.

 

Vakta ki kırk yaşına geldi Âdem Peygamber,

O'nu, Cennet içine ilettiler melekler.

 

Büyük bir taht yaptılar o'na Allah emriyle.

Ve o'nu süslediler, Cennet ziynetleriyle.

 

Giydirdiler üstüne, bir Cennet libasını.

Ve koydular başına, bir keramet tacını.

 

Tebessüm etse idi Âdem Nebi bir kere,

Dişlerinden çıkan nur, aks ederdi her yere.

 

Başını, ne tarafa döndürüp baksa idi,

Nur-u Nebi, alnında parlardı Güneş gibi.

 

Emretti  Hak teâlâ, sonra meleklerine:

(Alın o'nun tahtını omuzlar üzerine.

 

Dolaştırın, gezdirin Cennetin her yerini.

Sonra Arş'ın yanında indirin kendisini.)

 

Bu emir üzerine, aldı o'nu melekler.

Göklerin her yerini gezdirip getirdiler.

 

Alnında, güneş gibi parıldayan Nurunu,

Bilirdi melekler de, Habib'in olduğunu.

 

Bu sebepten, ne vakit baksalardı yüzüne,

Salevat okurlardı, Habibullah üstüne.

 

Âdem aleyhisselam, Cennetlere girince,

Kürsiler konmuş gördü, Nebiler adedince.

 

Onların hangisinde biraz otursa idi,

O peygamberin nuru, alnında parlar idi.

 

Habibullah’ınkine, son kez oturduğunda,

Kayboldu öbür nurlar, o kürsi’nin nurunda.

 

Nasıl güneş çıkınca, kaybolursa yıldızlar,

O'nun ışığında da, kayboldu diğer nurlar.

 

Âdem Nebi görünce, bu açık kerameti,

Daha çok fazlalaştı, Resule muhabbeti.

 

Melekler de bu hale, eylediler çok hayret.

Meş'ale getirdiler, nurdan yetmişbin adet.

 

Başının üzerinde tuttular tazim ile.

Aydınlandı yer ve gök, onların zıyasiyle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan