|
34 - GÜZEL AHLAKI
Herkese aynı muamele
Peygamber Efendimiz
mütevazı idi pek.
Kendi hizmetçisiyle
oturup yerdi yemek.
Pazardan öte beri alarak
kendi yine,
Torba içine koyup,
götürürdü evine.
Herkimle karşılaşsa
Resul aleyhisselam,
Ondan önce davranıp,
verirdi kendi selam.
Hayvanına ot verir,
bağlardı devesini.
Koyununu sağar ve
süpürürdü evini.
Kölenin efendiyle,
beyazın da siyahla.
Resulullah
indinde bir farkı yoktu
asla.
Her kim olursa olsun,
yemeğe etse davet,
Ayırım yapmaksızın,
ederdi hep icabet.
Severdi her insana
iyilik eylemeyi.
Herkes ile, her zaman
geçinirdi hep iyi.
Hep güler yüzlü idi
Resul aleyhisselam.
Ve lakin hiç gülmezdi
söylerken kendi kelam.
Daima üzüntülü görünse
de o Server,
Ve lakin çatık kaşlı
değildi hiç bir sefer.
Gayet heybetli idi, yine
Fahr-i kainat.
Korku hasıl etse de,
kaba değildi fakat.
Yine O, cömert olup,
yapıyordu çok ihsan.
Ama israf edici değildi
hiç bir zaman.
Daim mübarek başı, önüne
eğikti az.
Lakin ihtiyacını kimseye
etmezdi arz.
Enes
bin Malik der ki: Hamd
olsun ki Allah'a,
On sene hizmet ettim her
gün Resulullaha.
Bana, bu on senede, bir
defa üf demedi.
(Bunu niçin yapmadın?)
diye hitab etmedi.
En güzel huylusuydu
insanların O zira.
Beni, bir gün bir yere
göndermişti bir ara.
(Vallahi gitmem!) dedim,
gidecektim ve lakin.
Dışarı çıktım hemen,
emrini yapmak için.
Çocuklar o sokakta
oynuyordu o zaman.
Yanlarından geçerken,
arkama baktım bir an.
Gördüm ki, Resulullah
arkadan geliyordu.
Ve hatta bana bakıp,
tebessüm ediyordu.
Buyurdu ki:
(Ya Enes, hemen gidiyor
musun?)
Dedim: (Evet, yoluna şu
canım feda olsun.)
Ebu
Hüreyre der ki: Bir
harpte, kâfirlere,
Beddua etmesini söyledik
o Server'e.
Cevaben buyurdu ki o
Hatem-i enbiya:
(Ben lanet etmek için
gelmedim bu dünyaya.
Bilakis insanların, hem
dünya, hem ahiret,
Saadetleri için
gönderildim ben elbet.)
Nitekim buyurur ki
Kitabında Rabbimiz:
(Seni, rahmet olarak
gönderdik âleme biz.)
Yer ve gök, Arş ve
Kürsi, kainatın cümlesi,
Hep Onun şerefine
yaratılmıştır hepsi. |