|
34 - GÜZEL AHLAKI
Ahde vefa
Peygamber Efendimiz,
gayet merhametliydi.
Herkesi memnun etmek,
her zaman adetiydi.
Bir gün bir köylü gelip,
istedi bazı şeyler.
İstediği şeyleri verdi
ona o Server.
Sonra sual etti ki o
Resul-i mücteba:
(Memnun edebildim mi
şimdi seni acaba?)
Köylü (Hayır) deyince,
ordaki sahabiler,
Onun bu cevabına taaccüp
eylediler.
Hatta öfkelendiler bu
sebepten köylüye.
Nasıl Resulullah'a sen
hayır dersin? diye.
Lakin Peygamberimiz, onu
mazur görerek,
Kendisine tatlı dil,
güler yüz göstererek,
Birşeyler daha verip
istediğinden onun,
Buyurdular ki:
(Nasıl, oldun mu şimdi
memnun?)
O, çok memnun olmuştu,
dedi ki: (Allah sana,
Versin karşılığını,
boğdun beni ihsana.)
Sonra Resulullaha çok
dualar yaparak,
Ayrıldı çok sevinçli ve
çok memnun olarak.
O zaman Resulullah
buyurdu:
(Ey Eshabım!
Biraz önce, sizlere ben
mani olmasaydım,
Azarlayacaktınız o
köylüyü muhakkak.
Ve helak olacaktı bizden
uzaklaşarak.)
Yine O, Eshabına çok
merhamet ederdi.
Herşeyin kolayını onlara
emrederdi.
Kendi gece namazı
kıldığı halde, yine,
Bunu emretmemişti hiç
kendi ümmetine.
Eshabından
birisi, mescitten
çıkmıyordu.
Durup dinlenmeksizin hep
namaz kılıyordu.
Onu böyle görünce,
tutarak omuzundan,
Ayağa kaldırdı ve men
etti onu bundan.
Yine bir sahabi de, her
gün oruç tutardı.
Peygamber Efendimiz,
bunu da haber aldı.
Kendisini çağırıp,
buyurdu:
(Öyle yapma!
Her gün tutacağına, bir
gün tut, bir gün tutma.)
Yine Peygamberimiz,
mesela bir namazı,
Kılarken işitseydi bir
çocuk ağlaması.
Ona merhametinden,
bitirip onu çabuk,
Buyururdu:
(Susturun, ağlamasın o
çocuk.)
Sahabeden birisi anlatır
ki şöylece:
Ben, Resulullah ile
Peygamberlikten önce,
Alışveriş yapmış ve
alacaklı kalmıştım.
Ödeme hususunda Onunla
anlaşmıştım.
Yani buluşacaktık falan
gün, falan yerde.
Ödeyecekti bana, borcunu
bir seferde.
Lakin ben, o saatte
başka bir işe daldım.
Unutup, üç gün sonra bu
şeyi hatırladım.
Üç gün sonra, o yere
koşarak gittiğimde,
Baktım, beni bekliyor
konuştuğumuz yerde. |