|
34 - GÜZEL AHLAKI
Haya imandandır
Haya sahibi idi o
Server-i kainat.
Kimseyi kırmamaya ederdi
fazla dikkat.
Eğer bir müslümanın
görseydi kusurunu,
Yüzüne söyleyip de,
kırmazdı asla onu.
Onun da bulunduğu
mecliste, başka zaman,
Ortaya söyler idi, asla
isim anmadan.
Bir hadis-i şerifte
buyurdu:
(Haya, edep,
İnsanlara hayır ve
iyilik getirir hep.)
Yine bir hadisinde, o
Server-i enbiya,
Şöyle buyurdular ki:
(İmandan cüz'dür haya.)
Eshap,
Resulullah'ın
saadethanesine,
Gelir, katılırlardı
şerefli sohbetine.
Vakit ilerlese de, yine
de Fahr-i cihan,
Onlara, (Kalkın gidin!)
demezdi hiç bir zaman.
O, hep güler yüzlüydü
Eshabına, ehline.
Sevip, yaklaştırırdı
herkesi birbirine.
Sevgili Eshabını arar,
ilgilenirdi.
Birini göremezse, derhal
sual ederdi.
Hep iltifat ederdi
yanına kim gelirse.
Kimi çok sevdiğini,
bilemezdi hiç kimse.
Bir şey isteyenlere, var
ise veriyordu.
Yoksa, tatlı sözlerle
gönlünü alıyordu.
Herkesin derdi ile, o
Resul-i mücteba,
İlgilenip olurdu, onlara
müşfik baba.
Kimseyi ayıplamaz,
ardından laf etmezdi.
Kimseyi de lüzumsuz, boş
yere methetmezdi.
Hoşlanmadığı bir şey
görürse bir kimseden,
Eğer günah değilse,
gelirdi görmezlikten.
Nitekim bir âyette,
mealen cenab-ı Hak,
Buyurdu ki:
(Onlara, davrandın hep
yumuşak.
Onlara kaba ve sert
davransaydın sen eğer,
Dağılırlar, yanında
kalmazdı hiç kimseler.)
Bir kimse, ziyarete
gelse kendilerini,
Verirdi o gelene, kendi
minderlerini.
Ve oturması için,
buyururdu işaret.
Olandan ikram edip,
gösterirdi muhabbet.
Sevgili Eshabını çok
sevip Fahr-i cihan,
Şaka bile yapardı
onlarla bazı zaman.
Hatta (Ebu Hüreyre) ve
(Ebu Türab) diye,
Künyeler de takardı bir
kısım sahabiye.
Bütün güzel ahlakın
canlı timsali olan,
Resulullah,
kimseyi kırmazdı hiç bir
zaman.
Hiç kimsenin sözünü
kesmezdi katiyetle.
Sözü bitene kadar,
dinlerdi dikkat ile.
O kimse, kendi gitmek
isteyinceye kadar,
Onunla sohbetini
kesmezdi yine zinhar. |