|
33 -
FAZİLET ve ÜSTÜNLÜKLERİ
Salevat
okumak -2
Vaktiyle bir şehirde,
salih bir kimse vardı.
Lakin Resulullah'a
salevat okumazdı.
Bir gece, rüyasında
Resulü gördü, fakat,
O Server, kendisine
etmiyordu iltifat.
Dedi: (Ya Resulallah, ey
Resul-i mücteba!
Böyle davranmanıza sebep
nedir acaba?)
Peygamber Efendimiz
buyurdu ki o zaman:
(Hiç tanımıyorum ki,
seni ben ey müslüman!)
O kimse ağlayarak dedi:
(Ya Resulallah!
Ben, senin ümmetinden
bir müslümanım Vallah.
Nasıl olur siz beni hiç
tanımıyorsunuz.
Halbuki bir hadiste
şöyle buyurursunuz:
Bir babanın, oğlunu
tanıyıp bilmesinden,
Daha fazla tanırım
ümmetin hepsini ben.
Ben dahi ümmetinden bir
kimseyim Vallahi.
Tanımanız lazımdı
öyleyse beni dahi.)
Peygamber Efendimiz
buyurdu:
(Doğru dersin.
Ve lakin sen hiç bana,
salevat getirmezsin.
Ben ise ümmetimi, bana
okudukları,
Salevat
miktarınca tanıyorum
onları.)
O esnada uykudan uyandı
o müslüman.
Ve yaptığı hatayı idrak
etti o zaman.
O günden itibaren, her
gün, belli bir miktar,
Salevat
okudu hep, ta ölünceye
kadar.
Bir kaç gün olmuştu ki
göreli bu rüyayı,
Bir gece, gördü yine,
Resul-i kibriya’yı.
Bu sefer muhabbetle
bakıyordu yüzüne.
(Seni şimdi tanıdım)
buyurdu kendisine.
Bir gün de, gayet fakir
bir kimsenin, bir ara,
İhtiyacı olmuştu beşyüz
dirhem paraya.
Bir gece, Resulullah,
rüyada o kimseye,
Buyurdu ki:
(Git Ebül Hasan-ı
Kisai'ye.
O, Nişabur halkından,
gayet zengin biridir.
Her yıl, onbin fakiri,
parasıyla giydirir.
Benden çok selam söyle,
sen o Ebül Hasan’a.
Beşyüz
dirhem parayı, söyle de
versin sana.
Rüyana inanmazsa, ona de
ki, her gece,
Yüz salevat okurken, dün
unuttun sadece.)
Fakir, Ebül Hasan'a
giderek ertesi gün,
Söyledi kendisine,
selamını Resulün.
Lakin o inanmayıp, ilgi
göstermeyince,
Ona, bu salevatı
hatırlattı hemence.
O zaman Ebül Hasan,
fırlayarak yerinden,
Secde-i şükre vardı,
sürur ve sevincinden.
Dedi: (Al beşyüz dirhem,
sarf eyle bir işine.
Al şu bin dirhemi de,
Resulün şerefine.
Çünkü ben inandım ki,
doğru imiş o rüyan.
Zira benim sırrımı
eyledin bana beyan.) |