|
33 -
FAZİLET ve ÜSTÜNLÜKLERİ
Habibullah’ın nur’u
Hiç bir şey yaratmadan
âlemde Hak teâlâ,
Habibinin
nurunu halk eyledi
evvela.
Ve hadis-i kudside verdi
ki şöyle haber:
(Hiç bir şey
yaratmazdım, olmasaydın
sen eğer.)
Nitekim yer ve gökler,
canlı cansız mahlukat,
Hep Onun hürmetine var
oldu bu kainat.
Yine Adem Nebi'nin
kalıbına ruh ve can,
Vermek murad edince
Allahü azimüşşan,
Ruh, karanlık bedeni o
an hiç sevmemişti.
Bu yüzden o bedene,
girmek istememişti.
O zaman buyurdu ki
Cibril'e cenab-ı Hak:
(Habibimin nur’unu,
makamından alarak,
İki kaş arasına koy onu
emaneten.
Ki, ruh ona bakarak,
bedene girsin hemen.)
Yani nasıl avcılar, bir
kuş avlamak için,
O kuşu cezbedecek yem
korlar ona ilkin.
Yani tuzak kurarlar o
kuşa daha önce.
Gelir girer tuzağa o kuş
yemi görünce.
Ruh da, Habibullah'ın
nuruna olup hayran,
Girdi zevk ve şevk ile,
gözünün pınarından.
Canlandı Adem Nebi, ruh
bedene girince.
Arş-ı a’laya baktı
gözleriyle ilk önce.
(La ilahe illallah
Muhammed Resulullah)
Yazısını görünce, merak
etti o nagah.
Ve sordu ki: (Muhammed
kimdir ki ya ilahi!
İsmin ile yan yana
yazmışsın Onu dahi.)
Buyurdu:
(Evladından biridir ki
ya Adem!
Bir kimse yaratmadım,
Ondan daha mükerrem.
Ona her kim uyarsa
kullarımdan eğer ki,
Cennetime sokarım o kulu
elbette ki.)
Ve hazret-i Adem'in
zürriyeti, bu kere,
Belinden dışarıya
çıktılar zerre zerre.
Şöyle hitab etti ki
ruhlara sonra Allah:
(Benim Peygamberimdir
Muhammed bin Abdullah.
Onu, ahir zamanda
dünyaya gönderirim.
Mahluklarım içinde en
çok Onu severim.
Ey ruhlar, şimdi bana
söz verin ki hepiniz.
Ona iman eyleyip, yardım
eder misiniz?)
Hepsi söz verdiler ki:
(Kabul ettik ilahi!)
Buyurdu:
(Öyle ise secde edin siz
dahi.)
O anda bütün ruhlar,
secdeye kapandılar.
Lakin secde etmedi,
kâfir ve münafıklar.
Secde, Adem Nebi'ye
doğru yapılıyordu.
Habibullah'ın
nuru, alnında
parlıyordu.
İslam âlimlerimiz
buyurdu ki bu babta:
(Bu secde, o Nur için
yapıldı o gün hatta.
Lakin ibadet için
olmayıp işbu secde,
Bir tazim ve hürmeti
gösterirdi sadece.) |