|
33 -
FAZİLET ve ÜSTÜNLÜKLERİ
Onun hürmetine
Enes
bin Malik der ki,
Eshaptan Ebu Talha,
Ziyarete gelmişti bir
gün Resulullah'a.
Görünce o Server’in
sevinçli olduğunu,
(Sebebi nedir?) diye,
Resulden sordu bunu.
Cevaben buyurdu ki:
(Nasıl sevinmeyeyim.
Biraz önce Cebrail
yanıma geldi benim.
Dedi: Kim sana hergün,
okursa bir salevat,
Allah da, on salevat
gönderir ona bizzat.
Yine o müslümanın, siler
on günahını.
Ve on ecir vererek,
arttırır sevabını.)
Allah, Musa Nebiye
buyurmuştur ki hem de:
(Salevat söyle her gün,
Habibim Muhammed’e.
Beni İsraile de söyle
ki, Ona eğer,
İman etmezler ise,
Cehenneme girerler.)
Musa Nebi sordu ki: (Ya
ilahi, Muhammed,
Kim ola ki, zatına
yakındır böyle gayet?)
Buyurdu ki:
(Ya Musa, O olmasaydı
eğer,
Olmazdı gece gündüz,
olmazdı yer ve gökler.
Cennet ile Cehennem ve
bilcümle mahlukat,
Hep Onun hürmetine var
oldu bu kainat.)
Musa aleyhisselam dedi
ki: (Ya ilahi!
Onun nübüvvetini tasdik
ettim ben dahi.)
Süfyan-ı
Sevri der ki:
Beytullahta ben bir zat,
Gördüm ki, o Server’e
okurdu çok salevat.
Ben, bunun hikmetini
sorunca o kimseye,
Dedi ki: (Ben babamla
çıkmıştım bu sefere.
Ve lakin yolda babam,
vefat etti aniden.
Ölür ölmez, yüzü de
simsiyah oldu birden.
Ben buna çok üzülüp,
uyumuşum o saat.
Rüyamda, yanımıza geldi
bir mübarek zat.
Ve sürünce elini,
pederimin yüzüne,
O siyahlık kaybolup, nur
geldi üzerine.
Ben o zata sordum ki
tutarak eteğinden:
(Sen kimsin ki,
kurtardın babamı bu
halinden?)
Buyurdu:
(Bilmiyorsan, kendimi
tanıtayım.
Ben, senin Peygamberin
Muhammed Mustafa’yım.
Senin baban, günahkâr
bir kimse idi, fakat,
Getirirdi ömründe bana
çokça salevat.
Onların hürmetine imdada
geldim hemen.
Ve kurtardım onu bu,
düştüğü kötü halden.)
Ben dahi o esnada, o
rüyadan uyandım.
Ve hemence babamın
yüzünü açıp baktım.
Gördüm ki, o siyahlık
kaybolmuş hakikaten.
Nurlanmış,
güzelleşmiş, sevinip
kalktım hemen.
Böylece o Resule salevat
okumanın,
Öğrendim faydasını
yaşayarak bi-hakkın.
O günden itibaren,
elimden geldiğince,
Salevat
okuyorum Resule gündüz
gece.) |