|
33 -
FAZİLET ve ÜSTÜNLÜKLERİ
O, âlemlere rahmet idi
Yerlerde ve göklerde her
ne ki olundu halk,
Resulün hürmetine
yarattı cenab-ı Hak.
Allah, (İste vereyim)
buyurdu kendisine.
O, arzu eylemedi
dünyalık hiç bir nesne.
Ne mülk ve saltanatı, ne
makam, ne rütbeyi,
İstedi fakirlikle, bir
de peygamberliği.
Bir gün ziyaret için,
Cibril aleyhisselam,
Resulün huzuruna girdi
ve verdi selam.
O Server, Cebrail'e
buyurdu ki şöylece:
(Evimizde, bir lokma
taam yoktu bu gece.)
O esnada İsrafil
adındaki bir melek,
Resulün huzuruna girdi
selam vererek.
Dedi: (Ya Resulallah,
Cibril'e dediğini,
Hak teâlâ işitip,
gönderdi şimdi beni.
İstersen altın olsun
dokunduğun taş toprak.
Ve Peygamberliğini yap
bir melek olarak.)
Buyurdu ki:
(İstemem ne altın, ne
parayı.
İsterim kul olarak
Peygamberlik yapmayı.)
O, insana ve cinne ve
hatta canlı, cansız,
Her mahluka, Peygamber
gelmiştir istisnasız.
Hem Onun rahmetinden,
herşeye nasip vardır.
Müminlere rahmeti, açık
ve aşikârdır.
Kâfirlere rahmeti şöyle
olur ki yine,
Hiç umumi bir azap
gelmiyor üstlerine.
Bir gün konuşur iken o
Server Cebrail’le,
Buyurdu:
(Hak teâlâ bildirdi ki
vahiyle.
Seni, rahmet olarak
gönderdim âleme ben.
Sana dahi bir nasip oldu
mu bu rahmetten?)
Cibril aleyhisselam arz
etti ki o anda:
(Evet, rahmetinizden
nasib oldu bana da.
Zira Hak teâlânın kudret
ve azameti,
Karşısında, sonumdan
korkudaydım ben dahi.
Vakta
ki iki âyet getirmiştim
ben sana.
O zaman gitti korkum,
kavuştum itminana.
Çünkü o ayetlerde, benim
emin olduğum,
Bildirilmiş idi ki, bu
yüzden rahat oldum.
Bu meth-ü senasına
kavuştum Rabbimizin.
Bundan büyük bir rahmet
olur mu benim için?)
Yine Resulullah'ın,
bilcümle enbiyadan,
Faziletli olduğu
bellidir ki şunlardan,
Sair Peygamberlere
inanmayan kâfirler,
Yaparlardı onlara
çeşitli hakaretler.
Onların bu iftira ve
hakaretlerine,
Her Peygamber, kendisi
cevap verirdi yine.
Lakin Resulullaha Kureyş
kâfirlerinin,
Dedikleri yalan ve
iftiraları için,
Hak teâlâ, kendisi,
bizzat cevap vermiştir.
Böylece Habibini müdafa
eylemiştir. |