|
33 -
FAZİLET ve ÜSTÜNLÜKLERİ
Cehennemdeki müminler -2
Malik talimat verir
görevli bir meleğe:
(Cehennem perdesini
Cibril'e kaldır!) diye.
Perde aralanınca, azap
çeken müminler,
Cebrail’i görerek, pek
fazla sevinirler.
Ve derler ki: (Ey Malik,
kim ki bu sahib-kemal,
Zira biz, hiç görmedik
böyle güzel bir cemal.)
Der ki: (Bu Cibril'dir
ki, sahibtir çok
haslete.
Vahiy getirir idi
hazret-i Muhammed'e.)
Onlar, Resulullah'ın
ismini duyar duymaz,
Hep birden bağırarak
ederler şöyle niyaz:
(Ey Cebrail, Resule bir
selam ilet bizden.
Ve acil haber götür Ona
şu halimizden.)
Cibril, üzüntü ile
oradan ayrılarak,
Huzur-u ilahiye varır
mahzun olarak.
Hak teâlâ, Cibril'e
sorar ki şu suali:
(Ümmet-i Muhammed'in
nasıldır şimdi hali?)
O der ki: (Çok fenadır,
hepsi ateş içinde.
Yanmış her tarafları
Cehennem ateşinde.)
Hak teâlâ buyurur:
(Ya Cebrail, sen hemen,
Haber ver Habibime
onların hallerinden.)
Cibril, Resulullah'ın
huzuruna giderek,
Ümmetinin halini
nakleder üzülerek.
O zaman Resulullah,
varır Arş-ı a’laya.
Ve secdeye kapanır
Allahü teâlâya.
Rabbimiz buyurur ki:
(Secdeden kalk ve iste!
Derhal kabul olunur,
dileğin her ne ise.)
Arz eder ki:
(Ya rabbi, ümmetin
asileri,
Ateşte yanıyorlar, pek
fenadır halleri.
Tek dileğim şudur ki
kerem ve ihsanından,
Azad
eyle onları Cehennem
azabından.)
Hak teâlâ buyurur:
(Ey şefkati bol Resul!
Ne ki benden istedin,
indimde oldu makbul.
Onlardan kim diyorsa, La
ilahe illallah,
Çıkar hemen ateşten,
bulsunlar Nar’dan
felah.)
Oradan ayrılarak Resul
aleyhisselam,
Cehenneme gelir ve
Malik’e verir selam.
Malik, tazim ederek
kalkar hemen ayağa.
Gösterir Cehennemi
Resul-i Müctebaya.
Peygamber-i zişanı
görünce ehl-i iman,
Hep birden Ona karşı
ederler ah-u figan.
Derler: (Ya Resulallah,
pek fenadır halimiz.
Cehennem ateşinde yandı
her yerlerimiz.)
O Server çok üzülüp,
hemen bunun peşinden,
Kurtarır cümlesini
Cehennem ateşinden.
Kâfirler görür görmez,
onları böyle mesrur,
Hayıflanır, üzülür,
olurlar hep bi-huzur.
Derler ki: (Keşke biz
de, olsaydık ehl-i iman,
Biz dahi onlar gibi
kurtulsaydık buradan.) |