|
33 -
FAZİLET ve ÜSTÜNLÜKLERİ
Resulullahın şefaati -3
Mahşerde Hak teâlâ,
(Cehennem gelsin!)
diye,
Emredince, melekler
giderler getirmeye.
Derler ki: (Ey Cehennem,
seninle cenab-ı Hak,
Küffarın
cezasını verecektir
muhakkak.
Biz de, bu maksat ile
sana geldik esasen.
Sen dahi bunun için
yaratılmıştın zaten.)
Onu, yetmişbin iple
çekerler kuvvetlice.
Her bir ipte, yetmiş bin
halka vardır bir nice.
Her halkada, yetmiş bin
vardır ki zebaniler,
Her biri, ayrı ayrı
dağları devirirler.
O zaman Cehennemin öyle
bir bağırması,
Olur ki hem etrafa öyle
ateş saçması,
Yine öyle şiddetli gelir
ki galeyana,
Yedi kat asumanı boğar
siyah dumana.
Mahşere, bir senelik bir
mesafe var iken,
Bir ara, meleklerin
kurtulur ellerinden.
Gümbürtüsü, şiddeti olur
ki öyle hatta,
Bir yıllık mesafeden
duyulur Arasat'ta.
Ehl-i mahşer, bu sesi
işitip çok korkarlar.
Hemen birbirlerine (Bu
ne?) diye sorarlar.
Denir ki: (Meleklerden
kurtulmuş da Cehennem,
Ehl-i mahşere doğru
geliyormuş şimdi hem.)
Bunu duyan herkesin,
çözülür dizi bağı.
Oldukları yerlere çöker
hep mahşer halkı.
Hatta Peygamberler de,
korkuya kapılırlar.
Çoğu, Arş-ı a’laya
korkuyla sarılırlar.
(Nefsî! Nefsî!) diyerek,
o zaman her Peygamber,
(Bu gün, nefsimden başka
hiç bir şey istemem)
der.
Yalnız Peygamberimiz,
eder ki şöyle niyaz:
(Ya rabbi, ümmetime ver
selamet ve halas.)
O zaman Cehennemden
çıkar ki öyle bir ses,
Korkudan, boğulmaya
yüztutar o an herkes.
Bu yüzden bitkin hale
gelerek ehl-i mahşer,
Yüzleri üzerine
kapaklanıp düşerler.
Hak’tan gayri kimseden
bir ümit kalmadığı,
Korkudan, hiç kimsenin
kımıldıyamadığı,
Bir anda, Resulullah
derhal ortaya çıkar.
Cehennemi durdurup,
kendine tâbi kılar.
Buyurur ki:
(Dön geri hor ve hakir
olarak!
Ki, gelsin sonra sana,
her kim ise müstehak.)
Sakinleşir Cehennem bu
ikaz üzerine.
Ve der ki: (Ya Muhammed,
muntazırım emrine.)
O zaman Resulullah,
Cehennemi tutarak,
Arş’ın soluna koyup,
mahşerden eder ırak.
Onun bu şefkatini
görünce ehl-i mahşer,
Derler ki: (Ne merhamet
sahibi bir Peygamber.)
Nitekim buyurur ki
Kur'anda cenab-ı Hak:
(Gönderdik âlemlere Onu
rahmet olarak.) |