|
29 - TEBÜK SEFERİ
Bir mucize daha
Peygamber Efendimiz ve
şanlı mücahidler,
Zorlu bir yolculukla
Tebük’e eriştiler.
Lakin karşılarında yoktu
Bizans ordusu.
Zira korkularından
kaçmışlardı doğrusu.
Nitekim evvelce de, rum
ordusu Mute’de,
Uğramıştı çok büyük,
ağır mağlubiyete.
Hem de üçbine karşı,
yüzbin kişi idiler.
Şimdiyse müslümanlar,
otuzbin kişiydiler.
Hatta kumandanları,
Sevgili Peygamberdi.
Uğrunda, seve seve can
feda ederlerdi.
Eshabın
geldiğini işitince o
Rumlar,
Fena halde korkarak,
ortadan kayboldular.
Resulullah,
Eshapla ederek istişare,
Gitmediler Tebük’ten
ileri başka yere.
O bölgede oturan bir
kısım kabileler,
Resulullaha
gelip, hep eman
dilediler.
O Server, bekliyorken
düşmanı oralarda,
Eshabiyle
sohbetler eyledi o
arada.
O mübarek kalbinden
çıkan feyiz ve nurlar,
Sahabe-i kiramın kalbini
doldurdular.
Birgün
buyurdular ki:
(Kulların iyisini,
Bildireyim mi size, hem
de şereflisini?)
Onlar (Bildir) deyince,
buyurdu ki o zaman:
(Son nefesine kadar eğer
ki bir müslüman,
Hak yolda, hiç durmadan
çalışırsa eğer ki,
İnsanların iyisi, o
kuldur elbette ki.
Yine Kitabullahı okuyup
da, kim ondan,
Hiç faydalanmıyorsa,
odur en kötü insan.)
Şehidlik
hakkında da buyurdu ki
bir defa:
(Ben yemin ederim ki
Allahü teâlâya,
Yarın mahşer yerine,
şehid olan kimseler,
Kılıçları boynunda, kan
akarak gelirler.
Ve nurdan minberlerde
otururlar o günde.
İnsanlar gıbta eder
onları gördüğünde.)
Velhasıl mücahidler,
emri ile Resulün,
Düşmanı o mevkide
beklediler yirmi gün.
Sonra da Medine’ye
dönmek için bu sefer,
Toparlanmalarını
emreyledi o Server.
Velakin
aç idiler mücahidler o
ara.
Gelip arz eylediler bunu
Resulullaha.
Zira açlıklarından sanki
tükenmişlerdi.
Hiç yürüyemeyecek bir
hale gelmişlerdi.
Resulullah,
bir yaygı serdirip yer
üstüne,
Yiyecekten ne varsa,
yığdırdı üzerine.
Küçük bir tencereyi zor
doldururdu bunlar.
O Server abdest alıp,
bir dua buyurdular.
Peygamber-i zişanın
duasıyla o zaman,
Hak teâlâ, yemeğe
bereket etti ihsan.
Bir tencere yemeği,
dağıttı Eshabına.
Doldurdu fazla fazla,
herbirinin kabına.
Otuzbin
sahabinin kabına yemek
koydu.
Hepsi de o yemekten, o
gün yedi ve doydu.
Koca islam ordusu yedi
de hepsi tek tek,
Yine de tencerede
eksilmedi o yemek. |