ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

29 - TEBÜK SEFERİ

Düğüne gider gibi

 

Peygamber Efendimiz ve otuzbin mücahid,

Seniyyet-ül veda’dan yola çıktı o vakit.

 

Kumandan olarak da, ordu başında bizzat,

Bulunuyordu o gün, o Server-i kainat.

 

Tam onbini süvari, otuzbin kişi vardı.

Hepsi de, o Resulün aşkı ile yanardı.

 

İslam sancaklarını, Resulullah bu kere,

Teslim etti Zübeyr’le, hazret-i Ebu Bekr’e.

 

Bu otuzbin kişilik muazzam ordu, o gün,

Çıktı yine sefere, emri ile Resulün.

 

O şanlı mücahidler, çok sıcak bir havada,

Neşe ve sürur ile yürürlerdi yollarda.

 

Zira Resulullahtı başlarında kumandan.

Hiçbir şey gözlerine görünmüyordu o an.

 

Madem ki başlarında, vardı Hakkın Habibi,

Sıkıntılar, onlara zevk verirdi tabii.

 

Peygamber Efendimiz ve şanlı mücahidler,

Düğüne gider gibi, o yolları gittiler.

 

Velakin susuzluktan çoktu ızdırapları.

Bir sabah, boşalmıştı tamamen su kapları.

 

Öyle ki, susuzluktan cümle Eshab-ı kiram,

Ölecek vaziyete gelmişti herbiri tam.

 

Bu hali fırsat bilen o münafıklar ama,

Şöyle söylüyorlardı Sahabe-i kirama:

 

(Peygamber olsa idi hakikaten Muhammed,

Dua eder, bu yere yağardı yağmur elbet.)

 

Peygamber-i zişana, onların sözlerini,

Söyleyince, kaldırdı mübarek ellerini.

 

Dedi ki: (Ya ilahi, susuzdur Eshap şu an.

Acıyıp, üstümüze bir yağmur eyle ihsan.)

 

Hava pek sıcak olup, hiç bulut yokken hatta,

Bir yağmur başladı ki, gök delindi adeta.

 

Peygamber Efendimiz ve şanlı sahabiler,

Derhal sevinçlerinden, tekbirler getirdiler.

 

Ordu hareket edip, oradan ayrılınca,

Gördüler ki, o yağmur, orada var yalnızca.

 

Ve o münafıklara dediler ki o zaman:

(Gördünüz, haydi şimdi siz de olun müslüman.)

 

Onlar ise cevaben dediler: (Bunda ne var?

Bir bulut geçiyorken, yağıp gitti, o kadar.)

 

Açlık da, son haddine gelmişti o vakitte.

Yemek için hiçbirşey yoktu bir mücahidde.

 

Bir hurmayı, iki er bölüşüp yiyorlardı.

Ve sefere, güçlükle devam ediyorlardı.

 

Cümle Eshap, aç susuz o yolları aştılar.

Büyük zorluklar ile, Tebük’e ulaştılar.

 

Ve Tebük kaynağına vardılar en nihayet.

Gördüler ki, azalmış kaynağın suyu gayet.

 

Peygamber Efendimiz, bulundu bir duada.

Birden kaynağın suyu, çoğaldı o arada.

 

Ve otuzbin kişilik koca islam ordusu,

İçti de, buna rağmen eksilmedi hiç o su.

 

Peygamber-i zişanın bir mucizesi ile,

O yerler, zümrüt gibi yeşillendi haliyle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan