|
29 - TEBÜK SEFERİ
Üzüntüden ağladılar
Peygamber Efendimiz,
Tebük’e gidilirken,
Yardım talep etmişti
Sahabe-i güzinden.
Hatta maddi durumu zayıf
olanlar bile,
İştirak ediyordu gayet
az mallar ile.
Mesela Sahabeden, fakir
bir kimse vardı.
Bu cihad sevabını, o da
çok arzulardı.
Lakin yoktu hiç malı
getirip de verecek.
O gece, birisine su
çekti sabaha dek.
Kazandığı bir miktar
hurmayı, sabahleyin,
Getirip, duasını kazandı
o Server'in.
Hatta Peygamberimiz,
onun getirdiğine,
Kıymet verip, koydurdu
malların en üstüne.
Kadınlar da bu yolda
gayret gösteriyordu.
Herkes, kendine düşen ne
ise yapıyordu.
Kıtlık öyle şiddetli idi
ki o günlerde,
Hiç para ve mal yoktu,
çoğu sahabilerde.
Lakin daha kötüsü, bu
fakir sahabiler,
Sefere iştirakten,
hepten mahrum idiler.
Gelip arz ettiler ki
sonunda o Server’e:
(Bir bineğimiz yok ki,
katılalım sefere.)
Peygamber-i zişan da,
buna üzülüyordu.
(Sizleri bindirecek
bineğim yok)
diyordu.
Yine Salim bin Umeyr ve
başka sahabiler,
Sevgili Peygamberin
huzuruna geldiler.
Dediler: (Bineğimiz
yoktur hiçbirimizin.
Sefere katılmaktan,
mahrumuz bunun için.)
Bu hali arz ederken
onlar Resulullaha,
Hepsi de, üzüntüden
başladı ağlamaya.
O an Resulullaha nazil
oldu bir âyet.
Onları Hak teâlâ, takdir
etti begayet.
Sonra hazret-i Osman bu
hali haber aldı.
Ve onları, malıyla
gazaya hazırladı.
Velhasıl sefer için
bitmişti her hazırlık.
Mücahidler,
sefere çıkabilirdi
artık.
Seniyyet-ül
veda’da, toplandı ordu o
an.
Hemen hemen yok idi,
orduya katılmayan.
Peygamber Efendimiz, tam
çıkarken sefere,
Şöyle bir tavsiyede
bulundu gazilere:
(Yanınızda olursa yedek
ayakkabınız,
Bu sefer müddetince
olmaz pek sıkıntınız.)
Münafıkların başı
Abdullah bin Übey de,
Şöyle moral bozucu laf
ederdi her yerde:
(Onu ve Eshabını, hem
ikişer ikişer,
İpler ile bağlanmış
görürüm ey kişiler!)
O, moral bozmak için
söylüyordu bunları.
Kimse dinlemiyordu ve
lakin bu lafları.
Hatta bu kabil sözler,
moral bozacak yerde,
Askerin cihad aşkı
oluyordu ziyade.
Resulullah,
sefere Seniyyet-ül
veda’dan,
Başlarken, sancakları
açtırdı tam o zaman. |