|
27 - MEKKE'NİN FETHİ
Bugün öyle gündür ki...
Resulün davetiyle
nihayet Ebu Süfyan,
Şehadeti
getirip oldu halis
müslüman.
Vakta
ki iman etti o gün Ebu
Süfyan da,
O Server, kendisine
bulundu bir ihsanda.
Şöyle ki, Resulullah
Eshabının yanında,
Bir talimat verdi ki Ebu
Süfyan hakkında:
(Her kim Ebu Süfyan’ın
evine girer ise,
Bugün öldürülmekten
halas olur o kimse.)
Arz etti Ebu Süfyan
hemen Resulullaha:
(Genişletir misiniz bu
ihsanı az daha.)
Peygamber Efendimiz,
buyurdu ki bu sefer:
(Kim mescid-i Harama
girerse bu gün eğer,
Yahut kendi evinde
oturursa eğer ki,
O da, öldürülmekten
kurtulur elbette ki.)
Hem hazret-i Abbas’a
buyurdular ki yine:
(Götür Ebu Süfyan’ı
vadinin dar yerine.
Mücahidler
heybetle yürüdükçe
önünden,
İslamın
haşmetini, o da görsün
bu günden.)
Hazret-i Abbas dahi, bu
emriyle Resulün,
Onu, o dar geçitte bir
miktar tuttu o gün.
Sonra harp düzenine
geçerek mücahidler,
Sancaklarını açıp,
yürüyüşe geçtiler.
Hepsi, arslanlar gibi
yürürken ileriye,
Sorardı Ebu Süfyan: (Bu
kafile kim?) diye.
Hazret-i Abbas dahi,
kabileleri tek tek,
Tanıtırdı hep ona,
malumatlar vererek.
Hepsi zırhlı, silahlı
yiğit bahadırlardı.
Yürürlerken, adeta yer
yerinden oynardı.
Nihayet biraz sonra,
parlak bir güneş gibi,
Göründü nur saçarak, o
Hüdanın Habibi.
Kusva’nın
üzerinde, mütevazı
olarak,
Vakarla geliyordu
ayetler okuyarak.
Yürürdü etrafında Ensar
ve Muhacirin.
Hep davudi zırhları var
idi herbirinin.
Görünce Ebu Süfyan işbu
bahadırları,
Merak edip, Abbas’dan
sual etti onları.
Hazret-i Abbas dahi,
dedi ki ona hemen:
(Allah’ın Habibidir
ortada teşrif eden.
Etrafındakilerse,
Muhacir ve Ensardır.
Uğrunda can vermeye,
hepsi de hazırlardır.)
Allah’ın Peygamberi
geçerken o dar yerden,
Ebu
Süfyan’a doğru
buyurdular ki hemen:
(Bugün öyle gündür ki,
Allahü teâlânın,
Yükselteceği gündür
şanını Beytullahın.
Kâbe’nin, örtü ile
örtüleceği gündür.
Bugün, yalnız şefkat ve
bir merhamet günüdür.
Bugün öyle gündür ki,
işbu günde Rabbimiz,
Bütün Kureyşlileri
islamla eder aziz.) |