|
27 - MEKKE'NİN FETHİ
Bu
döşeğe oturamazsın
Resulün teklifini
reddeden Kureyşliler,
Bu sefer de büyük bir
endişeye düştüler.
Bin defa pişman olup
öyle dediklerine,
Büyük bir korku düştü
hepsinin kalplerine.
Hemen Ebu Süfyan’a
dediler ki o vakit:
(Bunu düzeltmek için,
derhal Medine’ye git.
Muhammed’le görüşüp, uzat muahedeyi.
Yoksa bu, bizim için olmayacak pek iyi.)
Ebu
Süfyan, acele yola çıktı
Mekke’den.
O Server bunu bilip,
buyurdular ki hemen:
(Öyle anlıyorum ki, Ebu
Süfyan geliyor.
Hudeybiye
sulhünü yenilemek
istiyor.
Lakin o, her ne için
geldiyse Medine’ye,
Muradı olmaksızın dönüp
gider geriye.)
Medine’ye gelince Ebu
Süfyan velhasıl,
İlk Ümmü Habibe’nin
evine oldu vasıl.
Bu hatun, kızı idi zira
Ebu Süfyan’ın.
Ve zevcesi olurdu, hem
de Resulullahın.
Girince Ebu Süfyan bu
hanımın evine,
Oturmak arzu etti, bir
döşek üzerine.
Lakin Ümmü Habibe koşup
geldi odadan.
Kaldırdı o döşeği babası
oturmadan.
Ebu
süfyan üzülüp, dedi: (Ne
yapıyorsun?
Benden bir döşeği mi
yoksa esirgiyorsun?)
O dahi babasına eyledi
ki şöyle arz:
(Bu döşek üzerine,
müşrikler oturamaz.
Zira bu, o Server'in mübarek döşeğidir.
Senin buna oturman, asla layık değildir.)
Daha fazla üzülüp, şöyle
dedi kızına:
(Evimden ayrılalı bir
şeyler olmuş sana.)
Ona, Ümmü Habibe dedi:
(Elhamdülillah.
Bana, islamiyet’i müyesser etti Allah.
Ey babam, senin gibi bir kimse, nasıl
olur,
Küfürde inad edip, islamdan uzak durur?)
Ebu
Süfyan, kızının
sözlerine kızarak,
Geldi Resulullaha o
evden ayrılarak.
Dedi ki: (Ya Muhammed, Hudeybiye
sulhünün,
Yenilenmesi için, buraya geldim bu gün.
Ve yine senin ile, müşavere yapalım.
Sulhün
müddetini de, bir miktar
uzatalım.)
Peygamber Efendimiz önce
biraz durdular.
Sonra, Ebu Süfyan’a
şunları buyurdular:
(Biz bu muahedeye aykırı
davranmayız.
Ve onun üzerinde
değişiklik yapmayız.)
Hiç de beklemediği bir
cevap işitince,
Ona, bu talebinde ısrar
etti bir nice.
Lakin Peygamberimiz,
sükut edip durdular.
Ve ona, herhangi bir
cevap buyurmadılar.
Israr etti ise de Ebu
Süfyan bir nice,
Yine de alamadı müsbet,
iyi netice.
Dönüp, Kureyşlilere
anlattı bu durumu.
O zaman bir korkuya
kapıldı bil-umumu. |