|
26 - MUTE GAZASI
Hz. Zeyd’in şehadeti
Derhal (Zeyd
bin Harise), verdi bir hücum! emri,
Mücahidler
ok gibi fırladılar ileri.
Üçbin
mücahid vardı, yüzbin kâfire karşı,
Başlamıştı
tarihin en ibretli savaşı.
Otuz rum
düşüyordu o gün her mücahide.
Buna rağmen
kâfirler azalırdı git gide.
Kılıçlar,
şimşek gibi kalkıyor, iniyordu.
Her vuruşta,
birkaç rum yere devriliyordu.
Mücahidler,
düşmanın ortasına daldılar.
Ve düşman
saflarını, birbirine kattılar.
At
kişnemeleriyle kılıç şakırtıları,
Tekbir
sedalarıyla, (Ah yandım!) nidaları,
Mute’de,
asumana yükseliyordu o an.
Ve kan gölü
haline geliyordu o meydan.
Her kılıç
sallayışta, birkaç baş düşüyordu.
Müslümanlar,
rumları ot gibi biçiyordu.
Zeyd bin
Harise dahi, ordunun en önünde,
Düşmana,
arslan gibi saldırırdı o günde.
Bir ara,
düşmanların attığı birkaç mızrak,
Mübarek
vücuduna saplandılar uçarak.
Sonra birkaç
mızrak da, giriverdi sırtından.
Delik deşik
olmuştu vücudu Zeyd’in o an.
Böylece yere
düşüp, hiç etmedi hareket.
Şehidlik
rütbesine kavuştu en nihayet.
Lakin islam
sancağı, henüz yere düşmeden,
(Cafer bin Ebi
Talip) yetişip tuttu hemen.
Onun yerine
geçip, sancağı kaldırarak,
Salladı
kılıcını düşmana haykırarak.
Bir elinde
sancakla, daldı küffar içine.
Gönderdi
birçoğunu, Cehennem ateşine.
Bir yandan
arslan gibi, seri cenk ediyordu.
Bir yandan da
Eshaba cesaret veriyordu.
Adeta şimşek
gibi kılıç sallıyordu hem.
Kendinden
geçmiş halde, savaşırdı muhteşem.
Safları yara
yara, içerlere dalmıştı.
Rumların
ortasında, tek başına kalmıştı.
Bu gidişin,
dönüşü olmadığını dahi,
Çok iyi
biliyordu kendi de bizatihi.
Kükremiş
arslan gibi saldırırdı küffara.
Kâfirler, bir
kolunu kopardılar bir ara.
Hemen öbür
koluyla, sancağı kaldırarak,
Dalgalandırdı
yine, havalarda tutarak.
Kâfirler
koparınca sonra öbür kolunu,
İki pazusu
ile, kaldırdı yine onu.
Kesik kolları
ile bastırarak göğsüne,
İslamın
sancağını düşürmedi o yine.
Fakat peş peşe
inen kılıç darbelerinden,
Şehadet
rütbesine kavuştu çok geçmeden.
Sıcak kumlar
üstüne serilirken cesedi,
Temiz ruhu,
Cennete uçuverdi ebedi.
İslamın
sancağını, düşmeden mücahidler,
Tutarak,
(Abdullah bin Revaha)ya verdiler.
|