|
26 - MUTE GAZASI
Öyleyse cizye verin!
Kahraman
mücahidler, Suriye’ye varmıştı.
Şam valisi
Şürahbil, bunu haber almıştı.
Bildi ki,
geliyorlar kendisiyle savaşa.
Kapıldı birden
bire, bir korku ve telaşa.
Hemen
Herakliyus’a yazdı bu vaziyeti.
Gönderdi o da
hemen, bir takviye kuvveti.
Yüzbin’e
ulaşmıştı ordusu böylelikle.
Lakin Eshab-ı
kiram, üç-dört bin yoktu bile.
Şam’a
girdiklerinde velhasıl müslümanlar,
Bu düşman
ordusunun haberini aldılar.
Hemen Zeyd bin
Harise, Sahabeyi bir yere,
Toplayıp, bu
hususta eyledi istişare.
Bu durum
karşısında, bir kısım sahabiler,
(Bunu,
Resulullaha bildirelim) dediler.
(Kâfirler
yüzbin kişi, biz ise üçbin eriz.
Savaşa girelim
mi? diye sual ederiz.
Ya geriye
çağırır, döneriz Medine’ye.
Yahut yardım
gönderir, yürürüz ileriye.)
Sonra da söz
isteyip, Abdullah bin Revaha,
Dedi: (Niçin
yazalım bunu Resulullaha?
Unuttuk mu
buraya niçin geldiğimizi?
Resulullah
cenk için göndermedi mi bizi?
Sonra hiç
mühim değil, bizim için çok asker.
Kâfirler,
Bedir’de de, bizden fazla idiler.
Vallahi vardı
o gün, yalnız iki atımız.
Yine de zafer
verdi bizlere Allahımız.
İnşallah bu
cenkte de, biz oluruz muzaffer.
Zira böyle
vadetti, Allah ile Peygamber.
Hak teâlâ,
vadinden asla dönmez geriye.
Öyle ise
durmayın, yürüyün ileriye.
Arkadaşlar, ne
için tereddüt edersiniz?
Şehid
olmak değil mi, zaten bizim gayemiz?
Bizi cenge
gönderdi, o Sevgili Peygamber.
Haydi
ilerleyiniz, ya şehadet, ya zafer!)
Abdullah’ın
sözleri coşturdu müminleri.
Kurulmuş
yaylar gibi fırladılar ileri.
Mute
havalisine eriştiler nihayet.
Dağ taş düşman
doluydu, kalabalıktı gayet.
Üçbin
kişi idiler, o gün Eshab-ı kiram.
Düşman ordusu
ise, yüzbin kişi idi tam.
Yani bir
mücahide, otuz rum düşüyordu.
Lakin Eshab-ı
kiram, bunu düşünmüyordu.
Bir heyet
teşkil edip mücahidler o ara,
Muharebeden
önce, gönderdiler Rumlara.
O Server'in
emrine imtisalen o heyet,
Gidip, o
kâfirleri islama etti davet.
Ve lakin bu
daveti reddedince kâfirler,
(Öyleyse cizye
verin!) diye teklif ettiler.
Rumların
kumandanı, bunu da reddedince,
Cenge karar
verdiler müslümanlar hemence.
Önde Zeyd bin
Harise, sancağı yükselterek,
Girdi cenk
meydanına, (Allah Allah!) diyerek.
Peşinden
mücahidler saldırdılar topyekün.
Tekbir
sedalarıyla, inledi yer gök o gün.
|