|
24 - HAYBER'İN FETHİ
Hangisine sevineyim?
Hazret-i
Safiyye’nin gözünde, Efendimiz,
Bir morartı
görerek, sordu ki: (Nedir bu iz?)
Dedi: (Ya
Resulallah, rüyada gördüm ki ben:
Dolunay yere
inip, koynuma girdi gökten.
Rüyanın
tesirinde kalıp çok duygulandım.
Ve kocam Kinane’ye, bu
rüyamı anlattım.
O bunu
dinleyince, begayet sinirlenip,
Bana şöyle
bağırdı zatınızı kastedip:
Üzerimize
gelen o Arap melikinin,
Hanımı olmak
mıdır yoksa senin niyetin?
Ve gözüme bir
tokat vurdu ki o hırs ile,
Gördüğünüz bu
morluk, ondan geldi husule.)
Hayber
fethedilince, ordaki yahudiler,
Resulün
huzuruna gelip şöyle dediler:
(Biz çekip
gideceğiz Hayber’den şimdi hemen.
Fakat iyi
anlardık biz ziraat işinden.
İstersen
kiraya ver, toprağı işleyelim.
Mahsulün
yarısını, sana teslim edelim.)
Hakikaten
Eshabın hiç ziraat yapacak,
Yok idi
zamanları, bu işle uğraşacak.
Onlar, din-i
islamı dünyaya yaymak için,
Çalışıyorlardı
hep, durup dinlenmeksizin.
Bu yüzden
Resulullah, bunu uygun buldular.
Bu teklife,
bir şartla müsade buyurdular.
Şöyle bir şart
koydu ki onlara Efendimiz:
(Biz ne zaman istersek,
çıkıp gideceksiniz.)
Yahudiler, bu
şartı kabul edip böylece,
Toprağı
işlemeye başladılar hemence.
Velhasıl
Resulullah ve şanlı sahabiler,
Zafer ve
ganimetle, Medine’ye geldiler.
Bu arada,
vaktiyle Habeş’e hicret eden,
Eshabın
geldiğini, o Server gördü hemen.
Cafer bin Ebi
Talip ve yanındakileri,
Görüp şöyle
buyurdu, Allah’ın Peygamberi:
(Hayber’in
fethine mi, Cafer geldi diye mi,
Bunların
hangisine sevineyim bilmem ki?
Sizin bu
hicretiniz, iki defadır ama,
Hem Habeşe
gittiniz, hem de benim yanıma.)
Hayber
ganimetinden, hem harbedenler aldı.
Hem Biat-ı
rıdvan’da olanlara ayrıldı.
Habeşistan’dan
gelen muhacirlere de hem,
Hayber
ganimetinden, pay verdi Fahr-i âlem.
Hayber’in
fethi ile, yahudiler topyekün,
Girmiş
oluyorlardı, emrine o Resulün.
Fethi gayet
zor olan Hayber’in fethi ile,
İslam
düşmanları hep, sindiler tamamiyle.
Çevredeki
kavim ve devletler de, bu yüzden,
Korkmaya
başladılar, müminlerin gücünden.
|