|
23 - DAVET MEKTUPLARI
Saltanatı bırakmadı
O gün hazret-i Hatip,
Mısır hükümdarına,
Resulün evsafını anlattı
bir bir ona.
O da, kitaplarında
bunları okumuştu.
Anlattığı şeyleri, o da
doğru bulmuştu.
Vasıflarını şimdi bana
söylediğiniz,
O Resulün zuhuru, bu
zamandır şüphesiz.
O, iki kızkardeşi vermez
aynı adama.
Hediye kabul eder,
sadaka almaz ama.
Fakir ve yoksullarla
oturur, sohbet eder.
Bizim kitaplarımız,
Ondan böyle bahseder.
Lakin ben, buna rağmen
Ona uymayacağım.
Çünkü saltanatımı
bırakamayacağım.
Birçok memleketlere, O
sahip olacaktır.
Getirdiği o dini, her
yere yayacaktır.
Kendisinden sonra da,
Onun sahabileri,
Buralara gelir ve
alırlar bu yerleri.
Ama ben, kıptilere, ne
bundan bahsederim,
Ne de bu konuşmamı onlar
bilsin isterim.)
Sonra da, katibini
çağırıp huzuruna,
Şöyle cevap yazdırdı,
Resulün mektubuna:
(Bu, Abdullah’ın oğlu
Muhammed'e yazılan,
Mektuptur, kıptilerin
büyüğü Mukavkıs'tan:
Adıma gönderdiğin o
mektubunu aldım.
Yazdığını okuyup,
davetini anladım.
Ben dahi bilirdim ki,
bir peygamber çıkacak.
Şam’dan çıkacağını
bilirdim onun ancak.
İki adet cariye sana
gönderiyorum.
Ayrıca cins bir katır
hediye ediyorum.)
Verdi bunlardan başka,
misk ve güzel kokular.
Ve billur bir kadehle,
kokulu nefis ballar.
Sonra, onun yanına
muhafızlar katarak,
Gönderdi Medine’ye,
bizzat uğurlayarak.
Geldi hediyelerle
Medine’ye o yine.
Teslim etti onları
Allah’ın Habibine.
Aldığı o mektubu,
çıkarıp eyledi arz.
Ve onun sözlerini,
nakledip, eyledi bahs.
Peygamber Efendimiz,
buyurdu ki:
(Ne fena.
Malesef
kıyamadı dünya
saltanatına.
Onun hidayetine, bu mani
oldu, ancak.
Sonunda o saltanat
elinde kalmayacak.)
Mukavkıs,
o Server'e iki kardeş
cariye,
Gönderdi, biri (Siri)n,
ikincisi (Mariye.)
Hatip, yolda onları
imana etti davet.
İkisi de müslüman
oldular en nihayet.
Hazret-i Mariye’nin
müslüman olmasına,
Resulullah
sevinip, aldılar
nikahına.
Mariye
hazretleri, annemiz oldu
o gün.
Ondan, (İbrahim) adlı
oğlu oldu Resulün.
Kardeşi Sirin’i de,
şair-i Nebi olan,
Hassan ibni Sabit’e
hediye etti o an.
Cins ve beyaz katıra,
(Düldül) adı verildi.
Merkebe ise Ufeyr, yahut
(Yafur) denildi.
Hiç beyaz tüylü katır
yoktu Arabistan’da.
Eshap,
böyle bir hayvan, ilk
gördüler o anda. |