|
22 - HUDEYBİYE
SULHNAMESİ
Biat-ı rıdvan
Huleys’in
sözüne de, inanmadı
kâfirler.
Ve hatta kendisine,
hakaret eylediler.
Allah’ın Sevgilisi,
Kureyş müşriklerinin,
Niyet ve maksadını
öğrenebilmek için,
Gönderdi elçi diye,
Osman-ı Zinnureyn’i.
Buyurdu ki:
(Var öğren, Kureyş’in
niyetini.
Ve onlara söyle ki:
Buralara geldik biz.
Ve lakin kimse ile cenge
yok niyetimiz.
Yalnız Beyt-i şerifi
edeceğiz ziyaret.
Kurbanları da kesip,
ederiz geri avdet.
Mekke’de mukim olan
müminlere de de ki:
Mekke, yakın zamanda
fetholur elbette ki.)
Geldi hazret-i Osman, bu
emirle Mekke’ye.
Dedi: (Geldik Kâbe’yi ziyaret ve umreye.
Size, Peygamberimiz gönderdi böyle haber.
Tavaf edip, geriye döneceğiz beraber.)
Dediler: (İstiyorsan,
sen tavaf eyle yalnız.
Ama diğerlerini katiyen
bırakmayız.)
Dedi: (Resulullahı bırakmazsanız şayet,
Ben dahi Beytullahı etmem asla ziyaret.)
Duyunca bu cevabı
Osman-ı Zinnureyn'den,
Kızıp, tevkif ettiler
bir müddet onu hemen.
Osman İbni Affan’ın
gecikince dönmesi,
Üzülüp kederlendi
Allah’ın Sevgilisi.
Ve hatta kendisine,
geldi ki şöyle haber:
(Osman ibni Affan'ı
şehid etti kâfirler.)
Böyle haber gelince
Allah’ın Resulüne,
Döndürdü nur yüzünü
Sahabe-i güzine.
Buyurdu ki:
(Bu haber doğruysa
hakikaten,
Kureyş’le
çarpışmadan, ayrılmam
hiç bu yerden.)
Sonra, Semüre denen bir
ağacın altına,
Oturup, buyurdu ki
Eshab-ı kiramına:
(Geliniz ey Eshabım,
bana biat ediniz!
Zira biat etmeyi
emrediyor Rabbimiz.)
Geldi o kahramanlar, bu
davet üzerine.
Koydular ellerini, Onun
eli üstüne.
Ve şöyle dediler ki Ona
o kahramanlar:
(Sana, Hak teâlâdan
zafer gelene kadar,
Önünde çarpışarak, ya zafer, ya şehidlik,
Nasib olmak üzere, söz verip, biat
ettik.)
O gün bindörtyüz kişi,
Resulullahla tek tek,
Söz verdiler: (Ölmek
var, dönmek yoktur!)
diyerek.
Sahabe-i kiramın,
Resulullahla bir bir,
Böyle sözleşmesine,
(Biat-ı Rıdvan) denir.
Mekke’de idiyse de, o
gün hazret-i Osman,
Yine mahrum kalmadı
biatın sevabından.
O Server, bir elini
havaya kaldırarak,
Eshaba,
(Bu, Osman'ın elidir)
buyurarak,
Koydu hem o elini,
diğeri üzerine.
Öylece biat etti, o gün
kendi kendine.
Yani onun namına,
Peygamberimiz bizzat,
Kendi kendisi ile,
eyledi o gün biat.
Sonra müjde verdi ki:
(Bugün biat edenler,
Cehenneme girmekten
mahfuz ve emindirler.) |