ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

21 - BENİ KUREYZA YAHUDİLERİ

Resulullah taşıdı

 

Sa'd ibni Muaz’ın yahudiler hakkında,

Kararı, makbul oldu Hak teâlâ katında.

 

Ve hemen çadırına götürüldü oradan.

Yarası, birdenbire ağırlaştı sonradan.

 

Peygamber Efendimiz, geldi ziyaretine.

Kucaklayıp, duada bulundu kendisine.

 

El açıp buyurdu ki: (Ya Rabbi, kulun Sa'd,

Sırf senin rızan için düşmanla etti cihad.

 

O, senin Resulünü sevdi ve etti iman.

Sen de, ona şu vakit kolaylık eyle ihsan.)

 

Sa'd, fısıltı ile dedi: (Ya Resulallah!

Malım, canım, herşeyim fedadır sana Vallah.

 

Şehadet ederim ki, sen Hakkın Resulüsün.

Ve bir kimse yoktur ki, olsun o senden üstün.)

 

Peşinden hastalığı ağırlaştı o gece.

O gün, başka bir eve götürüldü hemence.

 

Bir iki saat sonra, Cibril aleyhisselam,

Resulün huzuruna geldi ve verdi selam.

 

Dedi ki: (Vefat eden, Eshaptan kim ki acep,

Melekler birbirine onu müjdeliyor hep.)

 

Resulullah, Cibril'den duyunca bunu derhal,

Sa'dın hastalığını, Eshaptan etti sual.

 

Onlar, Resulullaha ettiler ki şöyle arz:

(Filan evde, çok ağır hastadır İbni Muaz.)

 

Resulullah, Eshaptan birkaçını aldı ve,

Gitti İbni Muaz’ın bulunduğu o eve.

 

Hızlı gittiklerinden, yoruldu Eshap biraz.

Bunu, Resulullaha eyleyince sonra arz,

 

Buyurdu: (Hanzala'nın namazında, melekler,

Nasıl ki bizden önce bulundularsa eğer,

 

Sa'dın namazında da, vaki olur öylece.

Yetişemeyeceğiz onlardan daha önce.)

 

Nihayet Resulullah, vardı Sa'dın yanına.

Gördü ki, İbni Muaz kavuşmuş Allah’ına.

 

Başucunda oturup, buyurdu ki: (Ya Sa'd!

Rabbimiz versin sana, en hayırlı mükafat.

 

Sen, elbet reislerin en iyileri idin.

Sen, Allah’a söz verip, tam yerine getirdin.

 

Allahü teâlâ da, sana vaadlerini,

Verecektir elbette, o sonsuz nimetini.)

 

Onun vefatı ile, Resulullah ve Eshap,

Göz yaşıyle ağlayıp, duydular çok ızdırap.

 

Gelmişti cümle Eshap, onun cenazesine.

Namazını, o Server kıldırdı onun yine.

 

Hatta cenazesini, yine Fahr-i kainat,

Eshabiyle birlikte taşıdı kendi bizzat.

 

Eshap arz ettiler ki: (Ya Resulallah, şu an,

Bir cenaze görmedik böyle kolay taşınan.)

 

Buyurdu: (Ey Eshabım, onu taşımak için,

Melekler indi gökten, sayıları yetmiş bin.)

 

Cenazesi, kabrine indirilirken de hem,

Mezarının başında oturdu Fahr-i âlem.

 

Mübarek sakalını tutarak çok üzüldü.

Ağlayıp, gözlerinden gözyaşları süzüldü.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan