|
20 - HENDEK GAZASI
Haydi yürü ya Ali!
Buyurdu ki:
(Ya Ali, Allah’a
güvenerek,
Çık Amr'ın karşısına,
Zülfikârı çekerek.
Korkma uzun boyundan,
çekinme cüssesinden.
Yiğitçe var yanına,
ürkecektir o senden.
Ben dua edeceğim, senin
için Rabbime.
Sen galebe edersin, öyle
gelir kalbime.
O ölürse, küffarın kötü
olur ahvali.
Allah’ın ismi ile haydi
yürü ya Ali!)
Bu emrini alınca Resul-i
müctebanın,
Yürüdü karşısına, bu
insan azmanının.
Dedi: (Ya Amr, işittim,
yemin etmişsin ki sen,
Bir Kureyşli, iki şey
isterse eğer benden,
Muhakkak birisini,
ederim hemen ifa.
Sahi, böyle bir sözün
olmuş muydu bir defa?)
Amr cevaben dedi ki: (Bu
doğrudur ya Ali!
Vardır böyle bir sözüm,
bilir cümle ahali.)
Buyurdu ki: (Bilirsin,
ben dahi Kureyşliyim.
Benim de, şimdi senden
vardır iki isteğim.
Birincisi şudur ki, iman
et de şimdiden,
Kurtar şu vücudunu,
Cehennem ateşinden.)
Amr dedi: (Bu teklifi,
asla kabul edemem.
İkincisi ne ise, onu de
bana hemen.)
Hazret-i Ali dahi,
buyurdu ki o vakit:
(Sen bu harbi bırakıp,
geri dön, Mekke’ye git.)
Amr dedi: (Ebu Bekr’in,
Osman'ın ve Ömer'in,
Başlarını kesip de, öyle
geri dönerim.)
Kâfirin bu sözünü
duyunca Şah-ı merdan,
Gayretine dokunup,
gadaba geldi o an.
Gürledi ki: (Ey ahmak,
bu, kolay mı sanırsın?
Ben izin verir miyim,
onlara dokunasın?)
Amr dedi ki: (Ya Ali,
dikkat eyle lafına.
Sen henüz doymamışsın bu
dünyanın tadına.
İstemem bu genç yaşta
öldüreyim seni ben.
Kaldırmam kılıcımı
gençler için katiyen.)
O dahi kükredi ki: (Ama
ben, seni bu gün,
İnşallah öldürürüm,
duasıyla Resulün.)
Bu sözü işitince, kan
sıçradı beynine.
Derhal inip atından,
saldırdı üzerine.
Çok şiddetli bir kılıç
vurdu ise de, lakin,
Kalkanı parçalandı,
bununla sırf Ali'nin.
En güçlü kalkanlar da,
ona dayanmıyordu.
Bu vuruşunda dahi,
nitekim öyle oldu.
Parçalandığı gibi
Mürteza’nın kalkanı,
Başı da yaralanıp, bir
miktar aktı kanı.
Artık hamle sırası
gelmişti Mürteza’ya.
Zülfikârı,
bir anda kaldırarak
havaya,
İndirdi şimşek gibi
kılıcı ensesinden.
Ayırdı
bir vuruşta, başını
gövdesinden.
Resul (tekbir)
getirdi o anki
sevinciyle.
Yer ve gök inliyordu, o
an tekbir sesiyle.
Küfür cephesindeyse,
yükselmişti feryatlar.
Zira kanlar içinde, yere
serilmişti Amr.
Kafası, miğferiyle
uçarken bir tarafa,
Kanları, oluk gibi
fışkırırdı etrafa. |