|
20 - HENDEK GAZASI
Hendeği geçtiler
Resulullah
buyurdu:
(Ey Eshabım, Rabbimiz,
Bize yardım ve fetih
verecek, sevininiz.)
Gerçi onbin kişiydi ogün
küfür ordusu.
Lakin yoktu Eshabın,
onlardan bir korkusu.
Zira bundan önce de,
Bedir, Uhud harbine,
Katılıp, o küffarla
savaşmışlardı yine.
Hatta o harplerde de,
kâfirler müminlerden,
Sayı ve silahça da, kat
kat kuvvetlilerken,
Peygamber-i zişanın
sığınıp himmetine,
Onları, hezimete
uğratmışlardı yine.
Madem ki Resulullah
başlarındaydı artık,
Yapamayacakları yoktu
bir fedakârlık.
Şiddetli kış ve soğuk,
kıtlık ve açlık vardı.
Hepsi, karınlarına bir
taş bağlamışlardı.
Düşman, karşılarında
kaynıyordu kum gibi.
Lakin dert etmiyordu
bunu hiçbir sahabi.
Onların tek gayesi,
hizmet idi bu dine.
Ve bu yolda, varmaktı
şehidlik nimetine.
Velhasıl başkanları,
toplanarak Kureyş’in,
Uygun yer aradılar,
hendeği aşmak için.
Bazı yerler, acele
kazıldığı cihetle,
Sığ ve dar olmuş idi,
sair yere nisbetle.
Müşriklerden beş kişi,
ortaya çıktı birden.
Geçmeyi
başardılar, hendeğin dar
yerinden.
Onların arasında, bir
pehlivan vardı ki,
Adı, (Amr bin Abd) olup,
pek çok idi kuvveti.
Hazret-i Ömer dahi, der
ki: Biz, bir kervanda,
Ticarete gitmiştik,
(Amr) da vardı o anda.
Çok mallar satın alıp,
yurdumuza dönerken,
Haydutlar, yolumuzu
kesiverdi aniden.
Çok kalabalık olup,
sardılar hepsi bizi.
Artık biz, canımızdan
kestik ümidimizi.
Lakin Amr, kılıç çekip,
hücuma geçti hemen.
Onlar, Amr'ı görünce,
kaçıştılar o yerden.
Bu Amr, Bedir cenginde,
yaralanıp kaçmıştı.
Uhud'da
özrü olup, harbe
katılmamıştı.
Bedr’in
intikamını almak
düşüncesiyle,
Geldi hendek harbine o
iri cüssesiyle.
Ve şöyle seslendi ki,
mücahidlere karşı:
(Var mı gözüne alan,
benim ile savaşı?)
Baştan ayağa kadar,
bürünmüştü zırhlara.
O an hazret-i Ali geldi
Resulullaha.
Bu Amr’ın karşısına,
çıkıp savaşmak için,
Peygamber-i zişandan
istedi ruhsat, izin.
O anda, üzerinde yok idi
zırhı bile.
Eshap,
ona baktılar büyük bir
gıbta ile.
Resul, kendi zırhını
giydirdi ona bizzat.
Sarığını çıkarıp, ona
sardı o saat.
Ve kendi kılıcını,
çıkararak belinden,
Allah’ın arslanına
kuşattı kendi hemen.
Ve dua eyledi ki Allahü
teâlâya:
(Ya Rabbi, sen yardım et
Aliyyül Mürteza’ya.)
Resulün bu duası
bitince, mücahidler,
Her biri, bir ağızdan
(Âmin! Âmin!) dediler. |