|
20 - HENDEK GAZASI
Allahü ekber! Allahü
ekber!
Nihayet Medine’ye geldi
küfür ordusu.
Onbin
kişi, çok büyük bir
kuvvetti doğrusu.
Hendeklerin önünde,
gelip karar kıldılar.
Kuzey-batı yönünde, bir
ordugah kurdular.
Gayeleri, tamamen
Medine’yi yıkmaktı.
Resul ve Eshabını,
ortadan kaldırmaktı.
Hendekleri görünce,
eylediler çok hayret.
Zira Arabistan’da yoktu
böyle bir adet.
Hiç beklemedikleri bir
şeydi bu çukurlar.
Moralleri bozulup, hepsi
şaşkın oldular.
Zira o hendeklerden,
atlar sıçrayamazdı.
İçine düşenler de,
kolayca çıkamazdı.
Resulullah
görünce, düşman
ordularını,
O da, karşı tarafta
kurdu karargahını.
O gün, üçbin kişiden
müteşekkildi ordu.
Hepsi de, savaş için
sabırsızlanıyordu.
Zeyd bin Harise ile,
Sa'd ibni Ubade,
İslamın
sancağını taşırlardı bu
harpte.
O sırada Resulün mübarek
huzuruna,
Hazret-i Ömer gelip, bir
haber verdi Ona.
Dedi: (Beni Kureyza, o
mevcut andlaşmayı,
Bozup, göze almışlar
bizimle savaşmayı.)
(Hasbünallah!)
buyurdu, bu habere o
Server.
Yani, cenab-ı Allah,
bize kâfi ve yeter.
Müteessir olmuştu bu
haber karşısında.
Ordu, iki ateşin
kalmıştı arasında.
Zira kuzey-batıda
bulunurdu kâfirler.
Güney-doğuda ise, vardı
bu yahudiler.
Bu hususta, bir bilgi
alıp da gelsin diye,
Zübeyr ibni Avvam’ı
gönderdi o bölgeye.
O, Beni Kureyza'ya gidip
yaptı tahkikat.
Gördü ki, işbu haber
doğru imiş hakikat.
Resulün emri ile, bir
kısım sahabiler,
Gidip, o kabileye
nasihat eylediler.
O eski andlaşmayı
yenilemek üzere,
Israr ettilerse de hain
yahudilere,
Onlar, yine diretip hiç
kabul etmediler.
Hatta Resulullaha
hakaret eylediler.
Dediler: (Muhammed de
kim oluyormuş ama?
Onunla, aramızda yoktur
hiçbir andlaşma.
Onu öldürmek için, and
içtik hep bir ağız.
Biz, kardeşlerimize
yardımcı olacağız.)
Sa'd bin Muaz ile, onun
yanındakiler,
Dönüp, Resulullaha
verdiler bunu haber.
Buyurdu:
(Gizli tutun bu haberi
ey Eshap!
Tedbir ve aldatmaktan
ibarettir çünkü harp.)
Ne emir verir? diye, o
an üçbin mücahid,
Merakla o Resulü
bekliyordu o vakit.
Biraz sonra oraya, o
Sevgili Peygamber,
Geldi ve iki defa dedi:
(Allahü ekber!)
Eshap
da tekrar edip tekbiri
aynen yine,
Büyük korku saldılar
kâfirlerin kalbine.
O kum gibi kaynayan
kalabalık kâfirler,
Bu tekbir sesleriyle
korkarak titrediler. |