|
18 - RECİ VAKASI
Duası kabul oldu
Resulün huzuruna gelen
elçi heyeti,
Dediler ki: (Biz artık
seçtik islamiyet’i.
Ve lakin islamiyet
nedir, hiç bilmiyoruz.
Bize muallim gönder, çok
rica ediyoruz.)
Eshap’tan
on kişiyi ayırarak o
Server,
Gönderdi bu iş için, o
heyetle beraber.
Lakin o kâfirlerin,
yalandı bu sözleri.
Maksat, öldürmek idi
gelen sahabileri.
Eshap,
halis niyetle
giderlerken nihayet,
Kâfirler pusu kurup,
eylediler ihanet.
Onlar, Reci suyunun
yanındaki bir dağda,
Gizlenmek gayesiyle
bulundukları anda,
Birden ikiyüz kâfir
peyda olup o zaman,
O dağın etrafını
sardılar dört bir
yandan.
Önce seslendiler ki:
(Gelip teslim olunuz!
Aksi halde bilin ki,
ölüm olur sonunuz.)
Asım bin Sabit ise, hiç
de aldırmayarak,
Önce bir ok fırlattı,
buna cevap olarak.
Sonra da seslendi ki:
(Ey kâfirler, duyunuz!
Siz, Eshab-ı Resulü ne
zannediyorsunuz?
Biz, asla çekinmeyiz
savaşmaktan ve cenkten.
Hatta şeref duyarız, din
için can vermekten.)
Yedi oku var idi, atıp
peşi peşine.
Gönderdi yedisini,
Cehennem ateşine.
Peşinden mızrağını
havaya kaldırarak,
Öldürdü birçoğunu,
şiddetle fırlatarak.
Sonra da kılıcını, çekip
kırdı kınını.
Saldırıp, kâfirlerden
öldürdü bir kısmını.
Uğraşırdı küffar da, onu
öldürmek için.
Zira yüz deve vardı
akabinde bu işin.
Çünkü onun başını
getirecek kimseye,
Yüz deve vadetmişti
müşriklerden bir kimse.
Hazret-i Asım ise, dua
etti ki hemen:
(Ya Rabbi, vücudumu hıfz
et bu kâfirlerden.
Ben, senin rızan için
sahip çıktım dinime.
Sen dahi dokundurma
onları bedenime.)
İhanete uğrayan bu on
mesut sahabi,
Kılıçları sıyırıp,
dövüştü arslan gibi.
Sonunda, sekizine nasib
oldu şehadet.
Asım bin Sabit dahi,
şehid oldu nihayet.
Kâfirler, öldüğünü
görünce bu kişinin,
Koşuştular yanına,
başını kesmek için.
Lakin bir şey oldu ki,
gözlerinin önünde,
Hiçbiri, böyle bir şey
görmemişti ömründe.
Gönderdi Hak teâlâ, bir
arı sürüsünü.
Bulut gibi örttüler,
cesedinin üstünü.
Arılardan, yanına hiç
yanaşamadılar.
Bu sebeple başını kesip
alamadılar.
Sonunda dediler ki:
(Akşamı bekleyelim.
Arılar dağılsın da, öyle
gelip keselim.)
Lakin akşam olunca, sel
gelip birdenbire,
Mübarek bedenini,
götürdü başka yere.
Çok aradılarsa da o
dağın her yerini,
Asla bulamadılar mübarek
bedenini. |