|
13 - BEDİR GAZASI
İşte onlar
meleklerdi!
Ebu Süfyan, Mekke’ye
geldiğinde Bedir'den,
Kureyşliler, başına
üşüştüler hep birden.
Büyük merak içinde sordu
ki Ebu Leheb:
(Bu hezimet doğru mu, ne
oldu buna sebep?)
O dedi ki: (Sormayın, o
gün öyle kimseler,
Bizimle savaştı ki,
tanıdık değildiler.
Beyaz atlara binmiş, beyaz
giymişlerdi hep.
Biz de anlayamadık, kim
idi onlar acep?)
Dinleyenler içinde, vardı
ki bir müslüman,
Korkudan, imanını
gizliyordu o zaman.
Bu mümin, Ebu Rafi adında
birisiydi.
Hem hazret-i Abbas’ın o
zaman kölesiydi.
O da, Ebu Süfyan’dan
bunları dinleyince,
Mümin olduğu için, memnun
oldu bir nice.
Sevincinden, herşeyi
birden unutuverdi.
Dedi ki: (İşte onlar,
Vallahi meleklerdi!)
O zaman Ebu Leheb, çok
kızdı bu sözlere.
Onu tokatlayarak, kaldırıp
çarptı yere.
Hazret-i Abbas’ın da
hanımı oradaydı.
Onun bu yaptığını görüp
dayanamadı.
Müslüman olmuş idi çünkü o
da önceden.
Kalınca bir kütüğü alarak
hemen yerden,
Vurdu Ebu Leheb’in başına
şiddetlice.
Kafası yarılarak, kanlar
aktı bir nice.
Adı Ümmül Fadl idi, dedi:
(Ya Eba Leheb!
Kimsesi yok diye mi
döversin onu acep?
Güçsüz gördün diye mi
yaptın bu hareketi?)
Deyip, Ebu Leheb'e
hakaretler eyledi.
O, hiç cevap vermeden, hem
kanları akarak,
Dönüp gitti evine, hor ve
hakir olarak.
Yedi gün, dışarıya çıkmadı
evden artık.
Sonra, ona Rabbimiz verdi
ki bir hastalık,
Kara kızıl derlerdi bu
derde o zaman halk.
Öldü bu hastalıktan sonra
zelil olarak.
Onu defnetmediler oğulları
üç gece.
Ve kokmaya başladı
beklemekten öylece.
Yanına yaklaşılmaz bir
hale geldi hepten.
Uzak duruyorlardı insanlar
bu sebepten.
Çünkü son zamanlarda, çok
iğrenç bir hal aldı.
Hatta oğulları da, ona
yaklaşamadı.
Kureyşlilerden biri, buna
sabrı taşarak,
Onun oğullarını yanına
çağırarak,
Dedi ki: (Yazık size,
utanmıyor musunuz?
Ne için babanızı hemen
gömmüyorsunuz?
Onu, bu hali ile koydunuz,
koktu bakın.
Bari ücra bir yere götürüp
onu atın.)
Oğulları dedi ki:
(Söylediğin hakikat.
Onun hastalığından
korkuyoruz biz fakat.)
Dedi: (Hele siz gidin, ben
dahi geleceğim.
Bu hususta sizlere, ben
yardım edeceğim.)
Leşi evden çıkarıp, bir
yere bıraktılar.
Ve uzaktan, üstüne taş ve
toprak attılar.
Böylece, ebediyen azap ve
elem dolu,
O Cehennem çukuru kabrine
girmiş oldu.
|