|
13 - BEDİR GAZASI
Bu ümmetin
Firavun’u
Muaz, Afra hatunun iki
oğlundan biri.
Gayesi, öldürmekti kâfir
Ebu Cehil’i.
Bir ok gibi fırlayıp,
yaklaştı o kâfire.
Kılıcını çekerek, saldırdı
birden bire.
Bacağına, şiddetli bir
kılıç çaldı birden.
Yere düştü bacağı, hemen
kesik yerinden.
Gördü oğlu İkrime, yetişti
imdadına.
Zira henüz Bedir'de
gelmemişti imana.
O sırada Muaz’ın biraderi
Muavvez,
Kardeşine yardıma yetişti
görür görmez.
Üzerine çullanıp, kılıç
ile habire,
Cansız düşene kadar
vurdular o kâfire.
O ara Resulullah, Eshaba
buyurdular:
(Acaba Ebu Cehil ne oldu,
kim bir bakar?)
Gidip aradıysa da,
Eshap’tan bazı zevat,
Kâfiri, cenk yerinde
bulamadılar fakat.
Abdullah bin Mes’ud da,
onun ne olduğunu,
Öğrenmeye gitti ve yaralı
buldu onu.
(Ebu Cehil sen misin?)
diyerek sordu ona.
Sonra, bir ayağını bastı
habis boynuna.
Sakalından çekerek, eyledi
şöyle tahkir:
(Ey Allah’ın düşmanı,
oldun mu hor ve hakir?)
Ebu Cehil, cevaben dedi
ki: (Sen ne dersin?
Niçin hakir olayım, Allah
seni hor etsin.
Sen ey koyun çobanı, pek
sarptır çıktığın yer.
Sen bana haber ver ki,
kimdedir bu gün zafer?)
İbni Mes'ud dedi ki: (Bu
gün muzafferiyet,
Allah ve Resulü’nün
tarafındadır elbet.)
Başından çıkarırken
habisin miğferini,
Dedi: (Ey Ebu Cehil,
öldüreceğim seni.)
Ebu Cehil, cevaben dedi
ki: (Şu bir gerçek,
Senin beni öldürmen, bana
çok güç gelecek.
Hiç olmazsa boynumu, şu
göğsüme yakın kes.
Ki, ölünce başımı,
heybetli görsün herkes.)
Gösterdi ölürken de kibir
ve gururunu.
İbni Mes'ud, tutarak o
habisin boynunu,
Kesmek istediyse de başını
o kâfirin,
Kendi kılıcı ile kesemedi
ve lakin.
Sonra Ebu Cehil’in
kılıcını alarak,
Onun kılıcı ile başını
kesti ancak.
Daha sonra, kâfirin
zırhıyla silahını,
Çelik miğferi ile, alıp
kesik başını,
Getirip koyuverdi o
Server'in önüne.
Ve şöyle arz eyledi
Allah’ın Resulü’ne:
(Anam babam fedadır sana
ya Resulallah!
Bu baş, Allah düşmanı Ebu
Cehl’indir Vallah.)
Peygamber Efendimiz, buna
çok sevindiler.
Eshap’la, ölüsünün
yakınına gittiler.
Buyurdu ki: (Allah’a hamd
olsun ki ey kâfir!
O, bu gün kıldı seni,
böyle zelil ve hakir.
Ey Allah’ın düşmanı, şu
gerçek ki esasen,
Elbette bu ümmetin
Firavunu idin sen.)
|