|
13 - BEDİR GAZASI
Baba oğluna
karşı
Resul'ün emri ile, bu üç
büyük sahabi,
Küffarın karşısına dikildi
arslan gibi.
Kureyş'ten o üç kişi,
sordular: (Siz kimsiniz?
Dengimizseniz eğer,
sizinle cenk ederiz.)
Onlar, kendilerini
tanıttılar tek be tek:
(Ben Hamza'yım, Ali'yim,
Ubeyde'yim!) diyerek.
Dediler: (Bizim gibi, siz
de şereflisiniz.
Sizinle çarpışmayı kabul
ettik şimdi biz.)
Mücahidler, onları imana
etti davet.
Lakin onlar reddedip,
etmediler icabet.
O zaman üçü birden,
kılıçları çektiler.
Müşriklerin üstüne,
saldırıya geçtiler.
Hazret-i Hamza ile, Allah
arslanı Ali,
Bir anda öldürdüler Utbe
ile Velid’i.
Ubeyde de, Şeybe’yi
yaraladı o ara.
Ve lakin kendisi de,
Şeybe'den aldı yara.
Hazret-i Hamza ile Ali
bunu gördüler.
Yetişip, bir hamlede
Şeybe’yi öldürdüler.
Hazret-i Ubeyde’nin yaralı
ayağından,
Dışarı, kan ve ilik
akıyordu durmadan.
Lakin hiç aldırmayıp o
yine bu haline,
Şöyle sual eyledi Allah’ın
Habibi’ne:
(Ya Resulallah sana, feda
olsun her şeyim.
Bu halimle ölürsem, ben
şehid değil miyim?)
Resulullah da, (Evet,
sen şehidsin) dediler.
Cennetlik olduğunu ona
müjdelediler.
Harp bitip de dönerken, o
hazret-i Ubeyde,
Şehiden vefat etti, Safra
denen bir yerde.
Üç mühim adamını kaybeden
o müşrikler,
Moralleri bozuldu ve
şaşkına döndüler.
Ve lakin Ebu Cehil, bu
morali düzeltmek,
Maksadıyla dedi ki: (Bu,
mühim değildir pek.
Onlar acele edip,
çarpışmaya girdiler.
Bu sebeple, boş yere onlar
katledildiler.
Yemin ediyorum ki, o
müslümanları biz,
İple bağlamadıkça, geri
dönmeyeceğiz.)
Kahraman mücahidler, bu
müşrik güruhunu,
Cezalandırmak için,
sabırsızlanıyordu.
O sırada bir kişi,
müşrikler tarafından,
Kureyş'in en cesur ve ok
atıcılarından,
Çıktı ve karşısına er
istedi o saat.
Hazret-i Ebu Bekr’in oğlu
idi bu, fakat.
Müşriklerin safında
bulunuyordu o an.
Çünkü henüz imana
gelmemişti o zaman.
Müminlerin safından,
derhal biri fırlayıp,
Dikildi karşısına,
kılıcına davranıp.
Bu dahi, ilk imana
gelmekle şereflenen,
Hazret-i Ebu Bekr-i Sıddık
idi gerçekten.
Yani karşıdakinin babası
idi bu zat.
Oğlunun karşısına çıkmıştı
kendi bizzat.
Onunla çarpışmaya
atılmıştı ileri.
Ve lakin Resulullah,
çağırdı onu geri.
Buyurdu: (Ya Eba Bekr,
şunu iyi bilesin.
Sen, benim gözüm ile
kulağım yerindesin.)
|