|
13 - BEDİR GAZASI
Savaş
başlıyor
Kumluk olduğu için
karargah kurulan yer,
Güçlük çekiyorlardı
yürümekte gaziler.
Allah’ın Sevgilisi, buna
dua edince ,
Öyle yağmur yağdı ki o
bölgeye o gece,
Kaygan olan o zemin,
sertleşti hem de gayet.
Bu, müslümanlar için oldu
büyük bir rahmet.
Resulullah, Eshabı namaza
kaldırdılar.
Ve sabah namazını,
cemaatle kıldılar.
Sonra da Eshabına, cihad
ile şehidlik,
Hakkında hitab edip,
savaşa etti teşvik.
Onyedinci günüydü
Ramazan-ı şerifin.
Günlerden Cuma idi ve
güneş doğdu hemin.
Biraz sonra, tarihin en
mühim, en amansız,
Ve en büyük savaşı
olacaktı hilafsız.
Bir yanda Fahr-i âlem,
Allah’ın Sevgilisi,
Ve yanında, bir avuç
şerefli sahabisi.
Hepsi, can ve başını
koyarak orta yere,
Resul'ün aşkı için,
gelmişlerdi Bedir’e.
Öbür tarafta ise, Allah’ı
inkâr eden,
Ve Onun Habibi’ni yok
etmeği dileyen,
Azgın, taşkın, inatçı,
kâfir güruhu vardı.
İki ordu Bedir’de
karşılaşacaklardı.
O kâfir sürüsünün içinde
hem de o gün,
Akrabaları vardı Allah’ın
Resulü’nün.
Kâfirler bin kişiydi,
üçyüzbeş er'e karşı.
O gün ilk olacaktı
iman-küfür savaşı.
O sırada kâfirler,
karargahtan çıktılar.
Harp sahasına doğru,
akmaya başladılar.
Çoğunun üzerleri, kaplı
idi zırhlarla.
Techiz edilmişlerdi binek
ve silahlarla.
Ve yaklaşıyorlardı gurur,
kibir içinde.
İslamı yıkmak idi gayesi
hepsinin de.
Onların bu halini görünce
Resulullah,
Hazret-i Sıddık ile çadıra
girdi nagah.
Mübarek ellerini yukarı
kaldırarak,
Şöyle dua eyledi Rabbine
yalvararak:
(Ya Rabbi, işte küffar
gururla geliyorlar.
Sana meydan okuyor, beni
yalanlıyorlar.
Ya ilahi, vakta ki
vadetmiştin ki bana,
Muzaffer eyleyesin beni
hasımlarına.
İşte, Kureyş geliyor
yıkmak için bu dini.
Bu gün getir yerine bana
olan vadini.
Bu bir avuç mümini, eğer
helak edersen,
Bulunmaz yeryüzünde, hiç
sana kulluk eden.
Ya Rabbi, vadettiğin o
yardımı nasib et.
Yoksa, bu günden sonra yok
olur islamiyet.)
Hazret-i Ebu Bekir teselli
ediyordu.
(Üzülme, Hak teâlâ yardım
eder!) diyordu.
|