|
13 - BEDİR GAZASI
Yeter ki siz
emredin
Peygamber Efendimiz,
Muhacirlerden sonra,
(Fikriniz nedir?)
diye, sual etti Ensar’a.
Sa’d bin Mu'az kalkıp,
dedi: (Ya Resulallah!
Allah ve Resulü’ne iman
ettik biz Vallah.
Elbet hak ve doğrudur her
getirdiğin senin.
İtaat hususunda, söz
verdik sana kesin.
Bizler, o sözümüzden, asla
geri dönmeyiz.
Her nereye gidersen, biz
dahi emrindeyiz.
Başımız üzerinde tutarız
her emrini.
Yeter ki bildir bize, ne
ise dileğini.
Denize dalsan bile, biz de
hemen dalarız.
Hiçbirimiz, bir adım
bundan geri kalmayız.
Hatır-ı şerifinde ne
varsa, bize emret.
Tutarız can ve başla,
etmeyiz muhalefet.
Bizim bir tek gayemiz,
seni sevindirmektir.
Böylelikle rızana ve
sevgine ermektir.
Yoluna feda olsun,
malımızla canımız.
Çekinmeyiz düşmandan,
savaşta sabırlıyız.)
Bu söze katıldılar hepsi
can-ü gönülden.
Uğrunda can vermeye, söz
verdiler o günden.
Resulullah buyurdu: (Ey
Eshabım, gün bu gün.
Allah’ın lütfu ile şad
olarak yürüyün.
Zira ben, kâfirlerin, bu
savaş meydanında,
Ölecekleri yeri, görüyorum
şu anda.)
Müminler bu müjdeyi,
Hakkın Sevgilisi’nden,
Alınca, bir aşk ile
yürüdüler izinden.
Bedir’in yakınına
vardıklarında onlar,
Bir kısım Sahabe’ye, şu
emri buyurdular:
(İşte, şu ilerdeki tepenin
yakınında,
Bilgi edinirsiniz, o
müşrikler hakkında.)
Hazret-i Ali ile, birkaç
kişi gittiler.
İki kişiyi utup, Resul’e
getirdiler.
Resulullah sordu ki:
(Kureyş nerelerdedir?)
Dediler: (Şu tepenin hemen
gerisindedir.)
Sonra, (Kaç
kişilerdir?) diye sual edince,
Cevaben dediler ki:
(Bilmiyoruz iyice.)
Sordu yine: (Bir günde,
kaç deve kesiyorlar?)
(Bir gün dokuz, bir gün
on) diye arz etti onlar.
O zaman Resulullah, şöyle
buyurmuşlardır:
(Öyle ise binden az,
dokuzyüzden fazladır.)
Sordu ki: (Kimler
vardır, Kureyş ulularından?)
Onlar da, birkaç kişi
söylediler o zaman.
(Utbe, Şeybe, Ebu Cehl...)
diye saydıklarında,
Eshabına dönerek buyurdu
ki o anda:
(Ey sevgili Eshabım,
öyleyse Mekke ehli,
Ciğerparelerini size feda
eyledi.)
Sonra hazret-i Ömer,
Resul'ün emri ile,
Gitti, Kureyşlilerle
andlaşmak gayesiyle.
Dedi: (Ey Kureyşliler,
Allah’ın Peygamber’i,
Buyurur ki, bu işten vaz
geçip dönün geri.
Sizden başkalarıyla
çarpışmak, zira bana,
Sizlerle çarpışmaktan,
makbuldür elbet daha.)
Ebu Cehil dedi ki: (Bunu
kabul etmeyiz.
İntikam almadıkça, asla
geri dönmeyiz.
Ta ki bu beldelerde, bizim
kervanımıza.
Cesaret edemesin bir kimse
taarruza.)
|