|
12 - MEDİNE-İ MÜNEVVERE
DEVRİ
Son peygamber geliyor
Bu yeni hıristiyan âlimi
sevdim gayet.
Zira dünya malına
vermezdi ehemmiyet.
Dünyadan ahirete
döndürmüştü yüzünü.
Taatte geçirirdi, gece
ve gündüzünü.
Yanında uzun zaman kalıp
sevdim o zatı.
Birlikte yapıyorduk,
ibadet ve taatı.
Ona hizmet ederdim, zevk
ile ve severek.
Ahiret adamıydı, dünyayı
etmişti terk.
Bir gün ona dedim ki:
(Ey kıymetli efendim!
Yıllardır yanınızda
bulunup hizmet ettim.
Allah’ın her emrine
edersiniz itaat.
Haramdan kaçmaya da,
edersiniz pek dikkat.
Lakin bir gün gelir de,
siz vefat ederseniz,
Bana, hangi âlimi
tavsiye edersiniz?)
Dedi ki: (Ey evladım,
Şam’da yok böyle bir
zat.
Musul’daki âlime tâbi ol
gidip bizzat.)
O vefat ettiğinde,
vardım Musul iline.
O âlimi bularak,
koyuldum hizmetine.
O da, evvelki gibi çok
zahid idi, fakat,
Onun da ömrü bitip,
eyledi bir gün vefat.
Ona dahi ölmeden arz
edince halimi.
Söyledi Nusaybin’de
bulunan bir âlimi.
Musul’dan ayrılarak,
ulaştım Nusaybin’e.
O âlimi bularak,
katıldım hizmetine.
Çok derin âlim olup,
zahid idi begayet.
Onun dahi vefatı yakın
oldu nihayet.
Dedim ki: (Ey efendim,
siz vefat ederseniz,
Beni, hangi âlime acep
gönderirsiniz?)
Dedi: (Amuriye’de bir
âlim var ki evlat,
Hıristiyan dininde, çok
azdır böyle bir zat.)
O vefat ettiğinde,
gittim Amuriye’ye.
Ki, o âlim Rabbimi
tanıtsın bana diye.
O âlimi bularak,
yıllarca ettim hizmet.
Onun dahi vefatı
yakınlaştı nihayet.
Dedim ki: (Göçerseniz
siz de ebediyete
Kime gönderirsiniz bu
fakiri hizmete?)
Dedi ki: (Buralarda yok
öyle âlim bir zat.
Ahir zaman Nebisi
yakında gelir fakat.
Arab’dan çıkacaktır o
Peygamber Vallahi.
Onu müjdelemiştir, İsa
Peygamber dahi.
Alameti şudur ki, O,
kavminin şerrinden,
Hurması bol bir yere,
hicret eder şehrinden.
Sadaka almaz ama, kabul
eder hediye.
Sırtında bir ben vardır,
mühr-ü nübüvvet diye.)
Çok hoşuma gitmişti o
âlimin sözleri.
O günden çok sevmiştim,
dediği Peygamber’i.
Artık Arab iline gitmeği
istiyordum.
O Resul'e yetişip, iman
etsem diyordum.
Bu arzular içinde günler
geçti aradan.
Duydum: Arab iline
gidecekmiş bir kervan.
Bir hayli mal vererek o
kervan sahibine,
Dedim ki: (Beni dahi,
götür Arab iline.)
Kabul edip, beni de
kafileye aldılar.
Sonra ihanet edip, köle
diye sattılar. |