|
12 - MEDİNE-İ MÜNEVVERE
DEVRİ
Bana Rabbimi tanıt
Dedim ki: (Babacığım,
dediğin o bağlara,
Bu sabah çıkıp gittim,
dolaşırken bir ara,
Rastladım yol üstünde
kilisenin birine.
Merak edip, hemence
girdim içerisine.
Baktım, bir çok insanlar
ediyorlar ibadet.
Onların bu halleri,
hoşuma gitti gayet.
Onlar, görmedikleri,
herşeye kadir olan,
Kudretli bir Allah’a
ediyorlar hep iman.
Ben onları görünce,
anladım ki muhakkak,
Onların bu dinleri,
bizimkinden daha hak.)
Babam bunu duyunca, bana
dedi: (Ey oğlum!
Bu düşüncen çok yanlış,
sana doğru diyorum.
Baban ve ecdadının dini
daha doğrudur.
Onların hallerine
aldanma, doğru budur.)
Dedim ki: (Hayır baba,
ben öğrendim herşeyi.
O din, bizim bu dinden
daha doğru ve iyi.
Onlar inanıyorlar, hak
olan bir Allah’a.
İnandım ki o dinden, iyi
din yoktur daha.)
Babam bana çok kızıp,
ayak ve ellerimden,
Bağlayıp, bir odaya
hapsetti beni hemen.
O halimde ben yine,
Şam’ı düşünüyordum.
Oraya girmek için,
çareler arıyordum.
Ve bir gün öğrendim ki,
köyümüzden ta Şam’a,
Bir kervan gidecekmiş,
hem de o gün akşama.
Ellerimi çözerek,
gizlice kaçtım evden.
Şam’a giden kervana,
katıldım gidip hemen.
Şam’a vasıl olunca,
hıristiyan dininin,
En büyük âlimini
öğrendim hemen ilkin.
Sevinç ve heyecanla,
gidip buldum âlimi.
Huzuruna varınca, arz
eyledim halimi.
Dedim ki: (İzin verin,
kalayım evinizde.
Olayım gece gündüz sizin
hizmetinizde.
Yeter ki, öğreneyim
hıristiyan dinini.
Tanıtın bir de bana,
âlemlerin Rabbini.)
O kabul eyleyince,
hizmetine girdim tam.
Böyle onun yanında, bir
müddet ettim devam.
Kilise işlerini idame
ediyordum.
Ve hıristiyanlığı ondan
öğreniyordum.
Lakin bir müddet sonra,
anladım ki ben bizzat,
O, dedikleri gibi
değilmiş iyi bir zat.
Zira fakirler için
aldığı akçeleri,
Fakirlere vermeyip,
yığıyordu ekseri.
Yedi küp doldurmuştu
altın ve gümüşlerden.
Ve hatta benden gayri,
yok idi bunu bilen.
Bir müddet sonra bu zat,
göçtü ebediyete.
Geldi hıristiyanlar,
defin için hizmete.
Dedim ki: (Neden buna
ilgi gösterirsiniz?
Bu, hürmet edilmeye
layık değil, biliniz.)
Bana inanmayınca,
söyledim hakikati.
O zaman inandılar onlar
da bana kati.
(Bu, techiz ve tekfine
layık değil) diyerek,
Cenazesini alıp, ettiler
bir yere terk.
O âlimin yerine, geçti
başka birisi.
Onun, dünya malıyla yok
idi bir ilgisi. |