ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

12 - MEDİNE-İ MÜNEVVERE DEVRİ

Eshab-ı suffe

 

Resulullah, mescidin duvarına bitişik,

Hurma dalları ile yaptırdı bir gölgelik.

 

Ve emir buyurdu ki: (Mekke’den hicret eden,

Malı mülkü olmayan fakir Muhacirlerden,

 

Bekarlar, bu çardakta ikamet eylesinler.

Allahü teâlâ’ya hamdü sena etsinler.)

 

Sayıları on ila dörtyüz olan bu zevat,

Resul'ün sohbetinde bulunurdu çok saat.

 

Bunlar, ya huzurunda olurlardı Resul’ün,

Yahut da ibadetle meşgullerdi gece gün.

 

Hem ilim öğrenirler ve Kur’an okurlardı.

Hadis-i şerifleri hıfza çalışırlardı.

 

Oruçlu olurlardı gündüzleri çok zaman.

İbadet ve taattan ayrılmazlardı bir an.

 

Bunlar, yeni müslüman olan kabilelere,

Muallim olarak da giderlerdi çok kere.

 

Bu pek faziletli ve mübarek sahabiler,

Bir irfan ordusunun eriydi hepsi birer.

 

Peygamber Efendimiz, onları çok severdi.

Onlarla sohbet eder, oturup yemek yerdi.

 

İşte bu faziletli, ilim ehli insanlar,

Eshab-ı suffe diye, tanındı o zamanlar.

 

Peygamber Efendimiz, bir gün suffe ehline,

Bakıp, şefkat ettiler o fakir hallerine.

 

Buna rağmen yine de, huzurlulardı gayet.

Gönül rahatlığıyla yaparlardı ibadet.

 

Resulullah, bu seçkin, fakir sahabilerin,

Her ihtiyaçlarını ederdi önce temin.

 

Hazır ettikten sonra onların yemeğini,

Ancak düşünüyordu, kendi ehl-i beytini.

 

Bu Eshab-ı suffe’den biri, Ebu Hüreyre,

Şöyle anlatmaktadır halini o bir kere:

 

Der ki: Yemeksizlikten çok zaman aç kalırdım.

O zamanlar taş alıp, karnıma bastırırdım.

 

Yine böyle bir taşı bastırmışken karnıma,

Aniden Resulullah teşrif etti yanıma.

 

Halimi anlayarak, bana gülümsediler.

(Benimle gel) buyurup, eve doğru gittiler.

 

Ben dahi peşlerinden gittim emirleriyle.

Hane-i saadete vardık kendileriyle.

 

O anda evlerinde, bir bardak süt var idi.

Buyurdu ki: (Eshab-ı suffeyi çağır haydi!)

 

Çağırdım, hep birlikte huzura vasıl olduk.

İzin alıp girerek, bir yerlere oturduk.

 

Bana buyurdular ki: (Gel ya Eba Hüreyre!

Bu sütü, sıra ile içir bu kimselere.)

 

(Peki) deyip, o sütü aldım Resulullah’tan.

Verdim ehl-i suffenin herbirine sıradan.

 

Herbiri, doya doya o sütten içiyordu.

Sonra, bana bardağı iade ediyordu.

 

Hepsi içip doyunca, alıp içtim ben dahi.

Bir kap süt, hepimize kâfi geldi Vallahi.

 

Sonra Resulullah da içtiler saadetle.

Süt hiç eksilmemişti, gördüm bunu hayretle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan