|
12 - MEDİNE-İ MÜNEVVERE
DEVRİ
Kütüğün inlemesi
Resulullah hutbeyi, önce
minber yerine,
Dayanarak okurdu bir
hurma kütüğüne.
Adı (Hannane) idi bu
hurma kütüğünün.
Cansız idi ve lakin,
aşıkıydı Resul’ün.
Sonra, üç basamaklı bir
minber yaptırarak,
Oradan okudular hep
devamlı olarak.
Ama ilk seferinde oldu
ki bir hadise,
Buna şahid oldular,
Eshap’tan çoğu kimse.
Bir Cuma günü idi,
olunca vakti salat,
Mescid-i Nebevi’de
toplanmıştı cemaat.
Vakta ki Resulullah,
hutbe okumak için,
Yine minberlerine
çıkmışlardı ki ilkin,
Eskiden dayandığı kuru
hurma ağacı,
İnlemeye başladı o anda
acı acı.
Bir hamile devenin
ağlayışı gibi hem,
Seslice ağlıyordu,
hüzünlü ve pür elem.
Bütün Eshab-ı kiram,
hayret içerisinde,
Duydular bu sesleri,
hepsi mescit içinde.
Cansız hurma kütüğü
ağlayıp inliyordu.
Bilcümle Sahabe de, bu
sesi dinliyordu.
Hayret içerisinde
kalmıştı o an herkes.
Hatta kesilmiyordu bu
inilti ve bu ses.
O zaman Resulullah,
inerek minberinden,
O hurma kütüğünün yanına
geldi hemen.
Mübarek elleriyle
okşadılar bir müddet.
Kütüğün ağlaması,
kesildi en nihayet.
Eshap, kuru kütüğün bu
aşk ve sevgisini,
Görünce, bir ağlama aldı
o an hepsini.
Hem de Enes bin Malik
buyurdu ki bu babta:
(Mescit bile sarsıldı bu
sesten o gün hatta.)
Bir başka sahabi de
dedi: (Bu iniltiden,
O kütük hem çatladı, hem
oynadı yerinden.)
Ve yine yemin ile
buyurdu ki o Server:
(İnip de, o kütüğü
okşamasaydım eğer,
Bana karşı hasret ve
hüznünden leyl-ü nehar,
O, hep ağlayacaktı ta
kıyamete kadar.)
Sonra da o kütüğe dönüp
Fahr-i kainat,
Teselli etmek için
buyurdu ki o saat:
(İster seni dikeyim
bahçendeki yerine,
Tekrar dal ve budak sal,
gel önceki haline.
İster, seni dikeyim
Cennete ebediyen.
Hep Allah’ın dostları
yesin meyvelerinden.)
Kütük dile gelerek, arz
etti dileğini,
Dedi: (Ya Resulallah,
Cennete dikin beni.
Hiç çürümeyeceğim bir
yerde olayım ben.
Hep Allah’ın dostları,
yesin meyvelerimden.)
Resul ve yanındaki
Sahabe’nin cümlesi,
Gayet açık olarak
işittiler bu sesi.
Sonra buyurdular ki
kütüğe Fahr-i âlem:
(Senin bu isteğini
yaparım, çekme elem.)
Sonra da Eshabına olarak
müteveccih,
Buyurdu: (Ahireti,
dünyaya etti tercih.) |