|
11 - HİCRET-İ PEYGAMBERİ
Hicret başlıyor
Resul ile, hazret-i Ebu
Bekir, orada,
Üç gündüz ve üç gece
kaldılar mağarada.
Hazret-i Ebu Bekr’in,
Abullah adındaki,
Oğlu, gündüz Mekke’de ne
oluyorsa vaki,
Ve küffardan duyduğu
haberleri, öylece,
Gelip, Resulullah’a
bildirirdi her gece.
Amir bin Füheyre de,
gelerek geceleri,
Süt getirir ve hem de
silerdi o izleri.
Dördüncü gün o Server,
Kusva nam devesine,
Binip, Ebu Bekr’i de
bindirdi terkisine.
Öbür deveye ise,
Abdullah bin Ureykıt,
Ve Amir bin Füheyre
bindi ki, tam o vakit,
Mahzunluk çöktü birden o
Server’in gönlüne.
Çevirdi devesini
Beytullah’ın yönüne.
Buyurdu ki:
(Ey Mekke, Vallahi sen
Allah’ın,
Katında, en hayırlı bir
yer ve bir vatansın.
Bana, senden hayırlı
yurt yok sana kıyasla.
Çıkarılmasa idim,
çıkmazdım senden asla.
Kavmim, beni zor ile
çıkarmasaydı eğer,
Vallahi senden gayri,
tutmazdım bir yurt ve
yer.)
O an Cibril-i emin,
Sevgili Peygamber’e,
Gelip sual etti ki:
(Müştak mısın bu yere?)
Resul, (Evet)
deyince, getirdi ki bir
ayet,
Allah’ın Sevgilisi
mesrur oldu begayet.
Hak teâlâ, Resul’ü
teselli ediyordu.
Tekrar döneceğini Ona
müjdeliyordu.
Hicret için, sefere
başladılar nihayet.
Yolculuk, rahat sakin
geçiyordu begayet.
Müşrikler, didik didik
Onu arıyorlardı.
Ve lakin hiçbir yerde,
hiç bulamıyorlardı.
Olamayacaklardı onlar
bunda muvaffak.
Zira koruyor idi Resul’ü
cenab-ı Hak.
Az sonra, Kubeyd denen
bir mahale geldiler.
O yerde konaklayıp,
istirahat ettiler.
Orada, Ümmü Mabed
adında, çok akıllı,
Ve cömert bir hanımın,
bir de çadırı vardı.
Peygamber Efendimiz,
ücretini vererek,
Almak arzu ettiler ondan
hurma ve ekmek.
Lakin o, arz etti ki:
(Olsaydı keşke eğer,
Parasız, ben sizlere
çekerdim ziyafetler.
Bir geçim sıkıntısı ve
kıtlık var ki bizde,
Hiçbir şey bırakmadı
malesef elimizde.)
Resulullah, kenarda,
gördü yatan bir koyun.
Ve sual eyledi ki:
(Var mıdır sütü bunun?)
Dedi: (Yoktur efendim,
kaldı kemik ve deri.
Hatta mecalsizlikten,
sürüden kaldı geri.)
Resul izin isteyip,
sağdı onu eliyle.
Kap isteyip, süt ile
doldurdu tamamiyle.
Önce Ümmü Mabed’e, bir
tasla etti ikram.
Sonra, diğerleri de içti
ve doydular tam.
Kendileri de içip,
içtikleri süt kadar,
Kadına para verip,
oradan ayrıldılar.
Sonra Ümmü Mabed’in beği
geldi evine.
O sütleri görünce,
sevinip dedi: (Bu ne?)
Dedi ki: (Evimize, geldi
bir mübarek zat,
Onun bereketidir
gördüğün bu süt bizzat.)
Biraz tarif edince, dedi
ki: (Öyle ise,
Kureyşin beklediği
Peygamber’dir o kimse.) |