|
11 - HİCRET-İ PEYGAMBERİ
Güleryüz, tatli dil
Dini öğretmek için
Medine’li müminler,
Hazret-i Peygamber’den
muallim istediler.
İşte bu maksat ile,
Allah’ın Peygamber’i,
Gönderdi Medine’ye
Mus’ab ibni Umeyr’i.
Mus’ab,
bu emir ile oraya
geldiğinde,
Es’ad
bin Zürare’nin mekan
tuttu evinde.
Bu evi, kendisine edinip
bir merkez üs,
İslamı
yaymak için çalıştı gece
gündüz.
Müsait kimseleri, o eve
getirerek,
İslamı
anlatırdı güler yüz
göstererek.
Ev, adeta bir dergah
gibi çalışıyordu.
O eve kim girerse,
imanlı çıkıyordu.
Bir reisi vardı ki,
lakin o kabilenin,
İman ile müşerref
olmamıştı o hemin.
Bu, Sa’d bin Mu'az ki,
vakıf oldu bu işe.
Mani olmak istedi bu
hayırlı gidişe.
Lakin ev sahibiyle
akraba olduğundan,
Bir şey diyemiyordu
kendisine doğrudan.
Bu maksatla dedi ki
Üseyyid bin Hudayr’e:
(Mani ol git şu evde,
Mus'ab ibni Umeyr’e!
Mekke’den, şehrimize ne
için gelmiş o zat?
Onu görüp, haline vakıf
ol gidip bizzat.
Es’ad,
teyzemin oğlu olmasaydı
eğer ki,
Sana hiç söylemezdim bu
işi elbette ki.)
Üseyyid,
mızrağını alarak çıktı
evden.
Mus’abın
bulunduğu o eve vardı
hemen.
Konuşmaya başladı girer
girmez hiddetle.
Dedi ki: (Niçin geldin
buraya, ne niyetle?
Yalan şeyler söyleyip,
halkı aldatıyorsun.
Bilinmeyen bir dine
onları sokuyorsun.
Olmak istemiyorsan eğer
ki hayatından,
Acele ayrılıp git bizim
vatanımızdan.)
Mus’ab,
yumuşaklıkla eyledi ki
şöyle arz:
(Safa geldin, hele gel,
şuraya otur biraz.
Önce bizi dinleyip,
vakıf ol gayemize.
Beğenirsen kabul et,
mani ol yoksa bize.)
Onun bu nazikane ve
yumuşak halini,
Görmek, yumuşatmıştı
Üseyyid’in kalbini.
(Doğru söyledin) deyip,
mızrağını, bu kere,
Saplayarak, oturdu
gösterdiği bir yere.
Mus’ab,
güler yüz ile bir güzel
sohbet etti.
Anlattı tatlı tatlı ona
islamiyet’i.
Kur’an-ı
kerimden de okudu birkaç
ayet.
Üseyyid
dinleyince, duygulandı
begayet.
(Bunlar, ne güzel
şeyler) dedi kendi
kendine.
Sordu: (Ne yapmak lazım,
girmek için bu dine?)
Mus’abın
dediğini, o da tekrar
ederek,
İman etti orada, şehadet
getirerek.
Ve dedi ki: (Bu yerde,
var ki Sa’d bin Mu'az,
O iman eder ise, iman
eder cümle nas.)
Sonra, huzur içinde
ayrılarak o evden,
Sa’d ibni Mu'azın yanına
geldi hemen.
Sa’d, onu uzaktan görür
görmez dedi ki:
(Değişik geldi bana
Üseyyid'in sireti.
Ve size, yemin ile
söylerim ki ben keza:
O, gittiği yüz ile
gelmiyor yanımıza.) |